Depreme Hazırlıkta Kayıp 26 Yıl: Depremler Değil, İhmal Öldürüyor

Depreme Hazırlıkta Kayıp 26 Yıl: Depremler Değil, İhmal Öldürüyor

Acı sonuçları itibariyle tarihimizin en büyük afetlerinden biri olan 17 Ağustos Büyük Marmara Depreminin 26. yılında, yaşamını yitiren tüm yurttaşları saygıyla anarak, açıklamada bulunan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetimi, depremlerin değil, ihmalin öldürdüğünü bir kez daha yineledi.

antakya848407991499031_n.jpg

Deprem ülkesi olduğumuz gerçeğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan Marmara Depremi’nin, nüfusun ve sanayi yapılarının en yoğun olduğu geniş bir bölgeyi etkileyip, büyük çapta can ve mal kaybına yol açtığını hatırlatan inşaat mühendisleri, “Aradan geçen 26 yıla rağmen deprem tehlikesi, bugün hala İstanbul başta olmak üzere Marmara bölgesinde yaşayan yurttaşlarımızın en büyük endişesidir. Nitekim bu endişe boşuna olmayıp son derece haklı gerekçelere dayanmaktadır” dediler.

GÜVENLİ YAPILAŞMA     Ülkemizin deprem gerçeğine ve kentlerin depreme hazırlıksızlığına dikkatleri çekmenin hayati önem taşıdığının altını çizen İnşaat Mühendisleri, “Topraklarımızın ve nüfusumuzun büyük çoğunluğunun deprem tehlikesi bulunan bölgelerde yer aldığı ve sıklıkla ülkemizin çeşitli noktalarında büyük depremlerin meydana geldiği açık bir gerçektir. Son yüz yılda Türkiye’de 85 yıkıcı deprem meydana gelmiş ve yaklaşık 85 bin civarında insanımız hayatını kaybetmiştir. Yani ortalama her 1,5 yılda bir yıkıcı sonuçları olan depremler meydana gelmektedir. Dolayısıyla nüfusun %96’sı deprem riski altında bulunan bölgelerde yaşayan yurttaşların öncelikli sorunu, depremlere karşı güvenli yerleşim alanları ve güvenli yapılaşma ihtiyacıdır” dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının açıklamalarında yer alan 6 milyon civarı yapının riskli olmasının toplam yapı stoku içerisinde yüzde 60’lara denk düştüğünü işaret eden inşaat mühendisleri, “Yani yetkili kurumlar tarafından bile açıkça yapılarımızın çoğunun depreme karşı hazır olmadığı itiraf edilmektedir. Kaldı ki bu sayılar hesaplamalara dayalı tahmini bir tespittir. Yani devlet, Türkiye’de 6 milyon civarı yapının olası bir depremde ağır hasar alabileceğini tahmin etmekte ancak bu yapıların hangileri olduğunu bile bilmemektedir” dedi.

Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planının, açıkça devlet kurumlarının, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, meslek kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının görevlerini tanımlamış ve yapılması gerekenleri takvimlendirerek 2023 yılına kadar Türkiye’nin depremlere karşı hazır hale getirilmesini hedeflendiğine değinen inşaat mühendisleri, “Ancak ne yazık ki 6 Şubat 2023 depremleri, aradan geçen onca yılda hiçbir sorunun çözülemediğini, Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı dahilinde atılması gereken adımların pek çoğunun atılmadığını gözler önüne sermiştir.  İşte bu plana göre yapı stoku envanteri, daha 2017 yılında tamamlanmış olacak ve bahsi geçen 6 milyon riskli yapının hangileri olduğu belirlenerek gerekli tedbirler alınmış olacaktı. Bu çalışma yapılmış olsaydı, 6 Şubat Depremlerinde, 11 ilde yıkılan ve ağır hasar alan 240 binden fazla bina belki de tespit edilmiş olacak ve yurttaşlarımızın göz göre göre ölmesine izin verilmeyecekti” diyerek, kentsel dönüşümlerin de sadece rantı yüksek bölgelerle sınırlı kaldığını, çoğu riskli bölgelerde çivi bile çakılmamışken rant değeri yüksek bölgelerde yeni sayılabilecek binaların bile yıkılıp yeniden yapıldığını söylediler.

Resmi rakamlara göre 50 binden fazla insanın hayatını kaybettiği, yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı, 200 binden fazla binanın da ağır hasar aldığı 6 Şubat depremlerini de hatırlatan İMO Yönetimi açıklamasında, şu görüşleri de paylaştı: “İnşaat Mühendisleri Odası olarak altını çiziyoruz: Deprem, doğal bir olaydır; afete dönüşmesi ise tamamen insan kaynaklıdır. Bilimsel bilgi ışığında hareket edildiğinde depremler felakete dönüşmez, can ve mal kaybı yaşanmaz. Bu nedenle siyasal irade, yerel yönetimler ve tüm ilgili kurumlar, sorumluluklarını yerine getirmeli; kentlerin planlanmasından yapı üretim süreçlerine, yapı denetiminden kentsel dönüşüme kadar tüm adımlar bilimsel ilkelere göre atılmalıdır. Toplumun yaşam hakkı, siyasal ve ekonomik çıkar hesaplarına kurban edilemez. Bugün yapılması gereken bellidir: Rantı önceleyen değil, insanı önceleyen bir kentleşme ve yapılaşma anlayışı derhal hayata geçirilmelidir. Yapı denetimi kamusal bir hizmet olarak yeniden örgütlenmeli, meslek odalarının bilgi birikimi ve deneyimli insan gücü sürece dahil edilmelidir.  Depremler kaçınılmaz; ancak afetler önlenebilir. Bu gerçeği görmezden gelmek, binlerce yurttaşımızın hayatına mal olmuştur. Daha fazla geç kalmadan, bir tek insanımızı daha yitirmeden bilimin ve kamusal sorumluluğun rehberliğinde harekete geçilmelidir.”

Image

GÜNEY RÜZGARI YAYINCILIK TANITIM
Tel. : (326) 214 86 49
GSM : (532) 473 31 41
Güllübahçe Mah. Silahlı Kuvvetler Caddesi No: 28/A-1 Antakya/HATAY

HATAY

Hava Durumu Veri Kaynağı: weather forecast Samandag 30 days