Suriye'de farklı din ve mezheplere bağlı halklara yönelik insanlık dışı uygulamaların engellenmesi için harekete geçen sivil toplum kuruluşları, TBMM'de gurubu olan siyasi partileri ziyaret ederek, konu hakkında dosya sundu.

BASKI DALGASI ABD Emperyalizmi, Siyonist İsrail ve bölgedeki işbirlikçileri eliyle Suriye’de yönetimin başına getirilen, HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Colani ve beraberindeki zihniyetin, bölgede başta Aleviler olmak üzere tüm inançsal/etnik azınlıklara ve seküler kesimlere yönelik sistemli bir şiddet ve baskı dalgası başlattığına işaret eden Alevi Kurumları ve Sosyalist Örgütler, AHRS Suriye İnsan Hakları Topluluğu öncülüğünde, Amerika’dan Avustralya’ya kadar 606 kurumun iradesini ve imzasını taşıyan kapsamlı bir rapor hazırladı.

ETNİK TEMİZLİK Aleviler için organize ve açık bir soykırıma dönüşen sürecin, ilk anlarında ulusal ve uluslararası alanda gösterilen reflekslerin yıkıcı faaliyetlerinin kısmen de olsa frenlense de günümüz dünya ve ülke gündeminin yoğunluğu nedeniyle Suriye’deki inançsal ve etnik temizlik tehdidine karşı duyarlılığın kaygı verici bir seviyeye düştüğünü belirten STK temsilcileri, hazırladıkları raporu, TBMM’de grubu bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Murat Emir, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Yeni Yol Grup Başkan Vekilleri Mehmet Emin Ekmen ve Selçuk Özdağ ile İYİ Parti Grup Başkan Vekili Uğur Poyraz’a sundu.

Raporun, Meclis’te grubu bulunmayan partilerden Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık ve Emek Partisi (EMEP) Milletvekili Sevda Karaca'ya da iletildiğini belirten STK temsilcileri, toplanan imzaların TBMM Başkan Vekili Tekin Bingöl’e de teslim edilip, yapılan görüşmelerde siyasi partilere ve kamuoyuna acil çağrılar ile taleplerin aktarıldığını ifade ettiler.

İNSANI KORİDOR STK Temscilcileri raporda; "Suriye’de sadece Alevilere değil; Hristiyanlar, Ezidiler, Dürziler ve seküler Müslümanlar dahil tüm halklara yönelik insanlık dışı uygulamaların engellenmesi için güçlü bir toplumsal duyarlılık inşa edilmeli ve TBMM bünyesinde olayları yerinde inceleyecek bir komisyon kurulmalıdır. Bu komisyonda, insan hakları örgütleri, Alevi kurumları, gazeteciler, sağlıkçılar, kadın örgütleri gibi bir çok kesimden Temsilciler de dahil edilmelidir. Bölgede hayatta kalma mücadelesi veren soykırım ve katliam mağdurlarına acil gıda, ilaç ve lojistik destek ulaştırılabilmesi için uluslararası denetime açık bir insani yardım koridoru derhal açılmalıdır. Son dönemde tırmanışa geçen kadın cinayetleri, cinsel şiddet, tecavüz vakaları, kadın ve çocuk kaçırma vakaları, zorunlu din değiştirmeye yönelik asimilasyon politikaları, cezaevlerinde yaşanan şiddet ve ölümler, işten çıkarmalar, yerinden etmeler ve benzeri her türlü hak ihlallerinin yerinde tespiti ve durdurulması amacıyla; sivil toplum, hukuk ve insan hakları örgütlerinden oluşan bağımsız bir heyet ivedilikle bölgeye gönderilmelidir. Meclis çatısı altında gerçekleştirdiğimiz tüm görüşmeler siyasi partiler tarafından olumlu ve yapıcı bir duyarlılıkla karşılanmış, aktardığımız hayati sorunlar partilerin Meclis gündemlerine taşınmıştır. Milletvekilleri kürsü konuşmalarında sorunu dile getirmişlerdir. Bu duyarlılığın artarak devam edeceğini düşünüyoruz. Ülkenin içinden geçtiği bu yoğun siyasi hengamede, Suriye’deki mazlum halkların çığlığının parlamentoda yankı bulmasını önemsiyor ve değerli buluyoruz" görüşüne yer verdi.

9 Haziran 2026 tarihinde başlattıkları kapsamlı çalışmalarını, TBMM’de gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla kamuoyunun takdirine sunduklarını ifade eden STK temsilcileri, "Suriye'deki insanlık dramına karşı sessiz kalmayan, imza veren tüm kurumlara ve sesimize ses olan tüm canlara teşekkür ederiz. İnsanlığa karşı işlenen suçların karşısında durmaya, mazlum halkların haklarını savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dediler.

