6 ve 20 Şubat 2023 depremlerinde büyük yıkım yaşayan Antakya tarihi kent merkezinin 5 Nisan 2023 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla riskli alan ilan edildiğini anımsatan Hatay İl Koordinasyon Kurulu, Koruma Amaçlı İmar Planının üç kez askıya çıkarıldığını, bu süreçte planlara yönelik itiraz ve davalar açıldığını, ancak söz konusu itirazların dikkate alınmayıp, planın aynı sorunları barındıran haliyle 9 Mart 2026 tarihinde yeniden ilan edilerek kesinleştirildiğini açıkladı.

Aralarında; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, İnşaat Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası Hatay Şubeleri ile Elektrik Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası Hatay, Şehir Plancıları Odası ve Peyzaj Mimarları Odası Hatay İl Temsilcilerinin de bulunduğu Hatay İl koordinasyon Kurulu, yaklaşık üç yıldır devam eden sürecin somut bir çözüm üretmekten uzak kaldığı, aksine kentteki belirsizlik ve kaosu derinleştirdiği ifade etti.
YARGI SÜRECİ ETKİSİZ Hatay İl Koordinasyon Kurulu açıklamasında; “Askıya çıkarılan planlara karşı açtığımız davalar halen devam etmektedir. Söz konusu planın, askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesine yönelik hazırlandığı beyan edilmesine rağmen; iki plan arasında itirazlara ilişkin kayda değer bir düzenleme yapılmadığı, plandaki sorunları giderecek herhangi bir yaklaşımın ortaya konulmadığı görülmektedir. Bu nedenle itirazlarımız geçerliliğini korumakta olup, planın çözüm üretmek yerine üç yıldır devam eden sorunları sürdürmekte ısrar ettiği anlaşılmaktadır. Bu durum, itirazların fiilen yok sayıldığı yeni planların yayımlanması yoluyla; sürece yönelik toplumsal ve mesleki direncin kırılmaya, aynı zamanda devam eden yargı süreçlerinin etkisizleştirilmeye çalışıldığını açıkça ortaya koymaktadır” denildi.
KENT KAFIZASI Planlar incelendiğinde; aynı verilere dayanmasına rağmen birbiriyle çelişen kararlar üretildiği, taşkın riski ve zemin gerçekliği gibi hayati konuların yeterince dikkate alınmadığına işaret edilen açıklamada, mevcut yerleşim alanlarının daraltılırken dolgu ve yeşil alanların yapılaşmaya açıldığı ve kentin özgün dokusunu zedeleyecek işlev değişiklikleri önerildiğini savunan kurul üyeleri, “Bu yaklaşım, Antakya’nın yeniden canlanmasını değil; mevcut sorunlarının kalıcı hale gelmesini beraberinde getirmektedir. Antakya, yalnızca fiziksel bir yerleşim değil; binlerce yıllık birikimiyle çok katmanlı bir uygarlık mirasıdır. Bu mirasın korunması, sadece teknik bir planlama meselesi değil; aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Antakya’nın tarihsel, kültürel ve kentsel hafızasını korumak amacıyla hazırlanan Koruma Amaçlı İmar Planı, kentimizin geleceğini doğrudan etkileyen hayati bir belgedir” ifadesine yer verildi.
SORULAR YANITSIZ Planlama sürecinin bilimsel, katılımcı, şeffaf ve yerel değerleri gözeten bir anlayışla temel amacın kentlilerin güvenli ve sağlıklı bir şekilde yaşam alanlarına geri dönüşünü sağlamak olması gerektiğini 3 yıldır söylemelerine rağmen askıya çıkarılan planların bu ihtiyaca yanıt vermek bir yana, mevcut belirsizliği daha da artırdığına işaret edilen açıklamada, depremlerden bu yana geçen süreye rağmen yurttaşların en temel sorusunun hâlâ yanıtsız kaldığı ifade edildi.
Antakya’nın Batı ve Doğu Medeniyetleri kentleri arasında müstesna bir yere sahip olduğu, bu kenti özel yapan tarihi geçmişinin de kent kültürü ve onun fiziksel yansıması olan tarihi kent merkezidir. Bu alan depremin ardından çok büyük yıkım görmüş mevcut kentsel dokusu büyük oranda yok olmuştur. Ayakta kalmayı bir şekilde başarabilmiş tescilli yapılarımız özgün malzeme ve izleri ile restorasyonu gerçekleştirilebilecek olmasına rağmen koruma kararlarıyla yıkıldığına da işaret edilen açıklamada, şu görüşlere de yer verildi: “Koruma Amaçlı İmar Planında öngörülen müdahalelerin nasıl hayata geçirileceği, alan sakinlerinin geri dönüşünü sağlayacak sürecin nasıl işleyeceği hâlâ belirsizliğini korumaktadır. Plan kararları içerisinde çok sayıda karmaşık ve çok faktörlü düzenleme yer almakta; ancak bu kararların nasıl uygulanacağına dair somut bir yol haritası sunulmamaktadır.”
Yetkililer ayrıca, planın bilimsel ilkelere ve kamu yararına uygun şekilde yeniden ele alınmasını gerektiğini savunarak, Antakya Tarihi Kent Merkezine özgü özel planlama ve destek mekanizmalarının geliştirilmesini, yerinde dönüşüm benzeri alternatif süreçlerin kurgulanmasını ve insanların yeniden kendi yaşam alanlarına dönüşünü sağlayacak tüm adımların acilen atılmasını talep etti.
