Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) genel merkezi, ABD ve tetikçisi İsrail'in emperyal BOP uyarınca gerçekleştirdikleri Suriye saldırıları ile paralel olarak 22 Ekim 2024 tarihinde ağırlaştırırmış müebbet mahkumu PKK elebaşının TBMM'ye davet edilmesi ile başlatılan yeni açılım sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Genel merkez adına açıklamayı yayınlayan ADD Genel Başkan Yardımcısı Özgür Çınar, PKK adlı hain terör örgütünün silah bırakma töreni ile ilgili demeç ve yayınları izlediklerini ifade ederek, "Yaşananlara bakıldığında; ABD’nin PKK’yı ve Suriye kolu PYD(YPG)’yi yıllardır hava savunma sistemleri dahil binlerce (4500 ile 10 bin arası deniyor) TIR silah ve mühimmatla donatarak güneyimizde (Suriye kuzeyinde) 80-100 bin kişilik bir YPG ordusu oluşturduğunu bizzat ülkemizi yönetenlerin defalarca açıkladığı, silahların ve mühimmatın tamamının verildikleri yerde durduğu ve ABD’nin bu yıl PYD (YPG)'ye ilaveten 130 milyon dolar daha vereceği biliniyor. Öte yandan, gerek terörist başının, gerek diğer örgüt sözcülerinin sürecin PYD(YPG)’yi de, çatı örgüt KCK’yı da, İran’daki PJAK ve Irak’taki PÇTK’yı da kapsamadığını tekraren belirttikleri de sır değil" dedi.

"Kurucu Önder”liğe terfi ettirilen dünün “Bebek Katili"nin, görüşmelerde devletimize “Kürtlerin ve Türklerin kurucu unsur olduğu yeni devlet kurulmalı”, “Bölgesel özerklik tanınmalı”, “Demokratik konfederalizm mutlak zorunluluktur” gibi kabulü olanaksız koşulları eleştiren Çınar, "ABD'nin de, taşeronu 'Kurucu Önder'in de hedeflerin; 1923 Cumhuriyet Devrimimizdir, Laik ve Üniter Ulus Devletimizdir, Ulusal Bütünlüğümüz ve Dil Birliğimizdir, BOP haritasını hayata geçirmek ve ülkemizi bölmektir, bu gerçekleri bilmeyen de yoktur. Bu bağlamda, kamuoyuna 'Terörsüz Türkiye' adıyla sunulan sürecin; kimi dillere pelesenk olmuş 'eşit yurttaşlık' ve 'anadilde eğitim' talepleri, Trump’ın açıklamaları ve Büyükelçi Barrack’ın Türkiye’ye rejim önerme hadsizliği ile birlikte değerlendirildiğinde ziyadesiyle endişe verici bir seyir izlediğini görmemek olanaksızdır."
Barış ve demokrasinin, her toplumun olduğu gibi halkımızın da ortak arzusu olduğunu, bu aktörler ve bu söylemlerle yürütülen yeni açılımın, söylendiği gibi barış ve demokrasi üretmesinin mümkün görünmediğini de belirten Çınar, esasen Atatürk'ün "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir" tanımını özümseyerek uluslaşmayı büyük ölçüde başarmış halkın etnisiteler ve mezhepler temelinde bir savaşı, bir kavgası olmadığına işaret etti.
"Ulusumuzun gerçek gereksinimi ise; üretim ekonomisi ve ekonomik refahtır, iş ve aş güvencesidir, gelir dağılımı adaletidir, hukukun üstünlüğüdür, yargı bağımsızlığıdır, kuvvetler ayrılığıdır, laik bilimsel eğitimdir, toplumcu kamucu sağlık hizmetidir, bölge merkezli mütekabiliyet esaslı onurlu dış politikadır, demografik yapımızı ve sınırlarımızı koruyacak güvenlik politikalarıdır, yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklardan arınmış bir devlet yönetimidir, kısacası Yeniden Atatürk Cumhuriyeti'dir" diyerek, Türk Milletinin "Terörsüz Türkiye" tatlandırıcısı ile önüne sürülen bu zehri katiyen kabul etmeyeceğini söyledi.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, ülkemizi yöneten ve yönetmeye talip olan bütün kurum ve kişileri bir kez daha uyardıklarını da belirten Çınar açıklamasında, "Şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak, milletimizin yüzünü kızartacak, emperyal hayalleri besleyecek karar ve uygulamalardan kaçınmaya ve sorumluluk bilinciyle davranmaya davet ediyoruz. 105 yıl öncenin Sevr ile önümüze konulmuş ve yanıtı verilmiş emperyalizm güdümlü gerici ve bölücü dayatmalarını günümüzde BOP ile hayata geçirme heveslisi dahili ve harici bedhahlara karşı "Parolamız Tektir ve Değişmez, Ya İstiklâl Ya Ölüm!"
