Bu alana reklam verebilirsiniz Sol kule (geniş ekran) · 160×600 px
(326) 214 86 49
Reklam
24 Ekim 2026, Cumartesi
Reklam
Vefat Edenler
Reklam
Dünya (Ulusal)

19 pitonu doğaya bıraktılar, hepsinin başına aynı şey geldi

Florida’da doğaya bırakılan 19 genç Burma pitonunun tamamı bir yıldan kısa sürede öldü. Araştırmacıların ortaya çıkardığ...

12 dk okuma 0
19 pitonu doğaya bıraktılar, hepsinin başına aynı şey geldi

Mayıs 2021’in sonunda, ABD’nin Florida eyaletindeki Big Cypress bataklığına 19 genç Burma pitonu bırakıldı. Bilim insanları, yılanların ilk yıllarını nasıl geçirdiğini takip edebilmek için her birinin vücuduna cerrahi müdahaleyle radyo vericisi yerleştirdi.

Araştırmacılar, Şubat 2022 sona ermeden 19 pitonun da öldüğünü belirledi. Üstelik yılanları takip eden bilim insanları, ölümlere kendilerinin neden olmadığını biliyordu. Asıl şaşırtıcı olan, bu genç pitonların doğal yaşam alanlarında karşılaştıkları tehlikelerdi.

Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin içi · 640×320 px
(326) 214 86 49

Bazı yılanların kalıntıları yarı parçalanmış halde bulundu. Bazılarından geriye yalnızca ısırık izleri taşıyan vericiler kaldı. Bir piton ise kendisinden daha ağır bir pamuk sıçanıyla girdiği mücadelede öldü.

Bazı vericilerin sinyalleri günlerce, hatta haftalarca bataklıkta hareket etmeye devam etti. Araştırmacılar, bu vericilerin pitonları yiyen başka hayvanların vücutlarında taşındığını değerlendirdi.

Bulgular, Florida’daki Burma pitonlarının doğal düşmanlarının sanılandan daha fazla olabileceğini gösterdi.

Burma pitonları Florida’ya nasıl yayıldı?

Güneydoğu Asya’nın ormanları ve nehir kıyılarında yaşayan Burma pitonları, Florida’daki doğal yaşamın parçası değildi. Bu büyük yılanların bölgeye yerleşmesinde evcil hayvan ticareti önemli rol oynadı.

ABD’de 1970’lerin ortasından 2018’e kadar canlı hayvan ticareti kapsamında 180 binden fazla Burma pitonunun ithal edildiği tahmin ediliyor. Küçükken ev ortamında beslenebilen bu yılanlar, büyüdükçe sahipleri için bakımı zor hayvanlara dönüşebiliyor. Bazıları doğaya kaçarken bazıları da bilerek serbest bırakıldı.

ABD, Burma pitonlarının ithalatını Ocak 2012’de yasakladı, ancak yılanlar o tarihe gelindiğinde Florida’da yıllardır üremeye başlamıştı.

Pitonların yayılmasıyla ilgili en bilinen anlatılardan biri, 1992’deki Andrew Kasırgası sırasında bir üretim tesisinin zarar görmesi ve çok sayıda yılanın kaçması. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) araştırmacılarının 2023 tarihli değerlendirmesi, istilacı popülasyonun daha önce doğaya bırakılan veya kaçan az sayıdaki yılandan da gelişmiş olabileceğine işaret ediyor.

Florida’nın sıcak ve nemli iklimi, geniş bataklıkları ve pitonlarla karşılaşmaya alışkın olmayan yerli hayvanları, bu yılanlar için elverişli bir ortam oluşturdu.

Pitonlar da bu koşullardan yararlanarak büyüdü. 2022’de Florida’nın güneybatısındaki bir doğa koruma kuruluşu, yaklaşık 5,5 metre uzunluğunda ve 98 kilogram ağırlığında bir dişi piton yakaladı. Yılanın vücudunda 122 yumurta bulunuyordu.

Pitonlar Florida’daki memeli hayvanları azalttı

Burma pitonlarının yayılması, Everglades Ulusal Parkı’ndaki memeli hayvanların sayısında ciddi düşüşlerle ilişkilendirildi.

Araştırmacı Michael Dorcas ve ekibi, 2003-2011 yılları arasında parkın yollarında gece araştırmaları yaptı. Ekip, toplam 56 bin 971 kilometrelik güzergâhta farların aydınlattığı hayvanları kaydetti.

1990’larda, pitonlar yaygınlaşmadan önce yapılan gözlemlerle karşılaştırıldığında rakunların görülme sıklığı yüzde 99,3, keseli sıçanlarınki yüzde 98,9 ve vaşaklarınki yüzde 87,5 azalmıştı. Araştırmacılar bu çalışmalar sırasında hiç tavşan göremedi.

2012’de yayımlanan çalışma, pitonların yayılmasıyla memeli hayvanlardaki düşüş arasında güçlü bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Ancak bu veriler tek başına, düşüşün doğrudan pitonlardan kaynaklandığını kanıtlamıyordu.

Florida Üniversitesinden Robert McCleary liderliğindeki ekip, bu ilişkiyi daha yakından incelemek için bataklık tavşanlarını radyo vericileriyle takip etti. Tavşanlar, pitonların yoğun olduğu Everglades Ulusal Parkı’na ve pitonların daha az bulunduğu Fakahatchee Strand Eyalet Parkı’na bırakıldı.

Sonuçlara göre Everglades’teki tavşan ölümlerinin yüzde 77’sinden pitonlar sorumluydu. Araştırmacılar ayrıca havanın daha sıcak ve yağışlı olduğu dönemlerde pitonların daha fazla tavşan avladığını belirledi.

Çalışmada, su seviyesinin yükselmesinin yılanların avlanırken daha geniş alanlara ulaşmasını sağlayabileceği, sıcak havanın ise beslenme sıklıklarını artırabileceği değerlendirildi.

Araştırmacıların gözlemlerine göre, tavşanlar Everglades’teki araştırma alanlarında bir yıl sonra artık görülmüyordu. Pitonların daha az bulunduğu karşılaştırma alanında ise tavşanlar varlığını sürdürüyordu.

Bugüne kadar Burma pitonlarının besin listesinde kuşlardan geyiklere ve timsahlara kadar 85’ten fazla tür kaydedildi. Üstelik bu yılanları doğada fark etmek son derece zor. Çitlerle çevrili bir alanda yapılan deneyde, deneyimli herpetologlar alanda bulunduğu bilinen pitonların yalnızca yaklaşık yüzde 1’ini tespit edebildi.

Bu nedenle Florida’daki piton nüfusuna ilişkin tahminler 30 bin ile 300 binin üzerinde yılan arasında değişiyor.

Vaşaklar piton yuvalarına saldırmaya başladı

Bilim insanlarının uzun süre gözden kaçırdığı önemli bir ayrıntı vardı: Araştırmaların büyük bölümü yetişkin pitonlara odaklanmış, yumurtalar ve yavrular ise yeterince incelenmemişti.

Haziran 2021’de USGS araştırmacıları, Big Cypress Ulusal Koruma Alanı’ndaki bir piton yuvasına hareket sensörlü kamera yerleştirdi. Yaklaşık 4,3 metre uzunluğunda ve 54 kilogram ağırlığında olan dişi piton, yumurtalarının başında bekliyordu.

Yılanın yuvadan uzaklaşmasının ardından kameraya yaklaşık 9 kilogram ağırlığında bir vaşak takıldı. Hayvanın yumurtaların bir bölümünü yediği, onlarcasını ezdiği ve kalanların üzerini kapatarak daha sonra tüketmek üzere saklamaya çalıştığı görüldü.

Dişi piton yuvaya dönüp vaşağa saldırdığında, vaşak da karşılık verdi. Hayvan bölgeden kaçmadı ve araştırmacılar pitonu alandan uzaklaştırdıktan sonra da yuvaya gelmeye devam etti.

Görüntüler, Florida’daki yerli bir hayvanın Burma pitonu yumurtalarını avladığına ilişkin ilk belgelenmiş kayıtlardan biri olarak Ecology and Evolution dergisinde yayımlandı.

Çalışmayı yöneten USGS ekoloğu Andrea Currylow, yerli hayvanların istilacı türe karşı yeni davranışlar geliştirebileceğine dikkat çekti.

Bu gözlem özellikle önemliydi. Çünkü vaşaklar, pitonların yayılmasıyla sayıları ciddi ölçüde azalan memeli türleri arasında bulunuyordu. Bir başka ifadeyle, pitonların baskı altına aldığı yerli bir türün bireyi, şimdi istilacı yılanın gelecek neslini tehdit ediyordu.

Zehirli yılanlar da genç pitonları avlıyor

Araştırmacılar, genç Burma pitonlarını yiyen başka yerli hayvanları da tespit etti.

Mayıs 2021’de bir takip ekibi, pitona ait radyo sinyalinin bulunduğu noktada yaklaşık 109 santimetre uzunluğunda bir pamuk ağızlı engerekle karşılaştı. Yılanın karnında belirgin bir şişlik vardı.

Miami Hayvanat Bahçesinin veteriner hastanesinde çekilen röntgen, engereğin içinde yaklaşık 99 santimetre uzunluğunda, 10 aylık dişi bir Burma pitonu bulunduğunu gösterdi. Pitonun radyo vericisi de görüntüde seçilebiliyordu.

Engerek doğaya bırakıldı ve birkaç hafta sonra vericiyi dışkılama yoluyla attı. Araştırmacıların aktardığına göre, benzer bir olay Ağustos 2020’de de yaşanmıştı. Ayrıca 19 genç pitonun izlendiği araştırmada üç yavrunun pamuk ağızlı engerekler tarafından öldürüldüğü belirlendi.

Bir başka yavru ise kendisinden daha büyük bir pamuk sıçanına saldırdıktan sonra öldü. Araştırmacılar, bu avın genç bir piton için alışılmadık derecede büyük olduğunu ve yılanın tehlikeli bir avla karşı karşıya olduğunu fark edememiş olabileceğini değerlendirdi.

2 Eylül 2022’de doğaya bırakılan yaklaşık 100 gram ağırlığındaki bir yavru pitonun vericisi, sekiz gün sonra sığ sularda hareket etmeye başladı. Sinyalin izini süren ekip, karnı şişmiş, yaklaşık bir metre uzunluğunda bir Florida kral yılanı buldu.

Araştırmacılar kral yılanını yaklaşık iki hafta takip etti. Hayvan, vericiyi ilk bulunduğu noktadan yaklaşık 122 metre uzakta dışkıladı. Böylece Florida’da yaşayan bir kral yılanının doğada Burma pitonu yediği ilk kez belgelenmiş oldu.

Doğu indigo yılanları ve siyah yarışçı yılanlar da genç pitonları avlayan türler arasında kaydedildi. Özellikle doğu indigo yılanı dikkat çekiyor. Kuzey Amerika’nın en uzun yerli yılanı olan bu tür, nesli tehdit altında olduğu için koruma çalışmaları kapsamında izleniyor.

Araştırmacıların aktardığı bulgular, bazı yerli yılanların istilacı pitonları avlayabildiğini gösteriyor. Ancak bu durum, pitonların yerli ekosistem üzerindeki etkilerinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Timsahlar, ayılar ve kuşlar da devreye girdi

Genç pitonlar için tehlike yalnızca diğer yılanlardan gelmiyor. Amerikan timsahları da bu istilacı türün doğal düşmanları arasında yer alıyor.

USGS araştırmasında ölüm nedeni belirlenebilen 12 yavrunun beşi timsahlar tarafından öldürülmüştü. Bunların çoğu yaklaşık 1,2-1,5 metre uzunluğundaki timsahlardı. Bir vakada ise yaklaşık 2,7 metrelik bir timsahın rol oynadığı belirlendi.

Araştırmacılar, timsahların mide içeriğinde kalan vericilerin haftalarca hareket ettiğini de gözlemledi. Bazı sinyaller 21 haftaya kadar takip edildi. Bilim insanları, timsahların sert cisimleri midelerinde uzun süre tutabilmesi nedeniyle vericilerin de bu şekilde taşındığını düşünüyor.

Yetişkin pitonlara yönelik saldırılar da kaydedildi. Aralık 2022’de, altı yıldan uzun süredir takip edilen ve Loki adı verilen yaklaşık 4 metre uzunluğundaki erkek piton ölü bulundu. Yılanın başı ve boynu parçalanmış, kalıntıları çam iğnelerinin altına gizlenmişti.

Daha sonra çekilen kamera görüntülerinde bir vaşağın yılanın kalıntılarına dönerek beslendiği görüldü. Araştırmacılar, vaşağın pitonu öldürdüğünden kesin olarak emin olmasa da hayvanın leşle beslendiğini doğruladı.

2021’de yayımlanan başka bir çalışmada da bir vaşağın yetişkin erkek pitonu öldürdüğü, bir Florida kara ayısının ise yetişkin bir dişi pitona saldırdığı bildirildi.

Tehlike bu kez gökyüzünden geldi. Mayıs 2023’te bir dişi pitonu takip eden Florida Üniversitesi araştırmacıları, yılanı yumurtalarının başında buldu. Ekip 6 Haziran’da yumurtaları almak için bölgeye döndüğünde yuvanın başında en az dört akbaba vardı.

En az 17 yumurta tespit edildi. Bunlardan üçü yuvadan çıkarılmış, geriye kabuk parçaları kalmıştı. Diğer yumurtaların da gagalarla açıldığı anlaşıldı. Yaklaşık 17 kilogram ağırlığındaki anne piton ise 12 metre kadar uzakta, sığ suda yatıyordu.

Şubat 2026’da Reptiles & Amphibians dergisinde yayımlanan çalışma, Florida’da yerli bir kuşun Burma pitonu yuvasında avlandığına ilişkin ilk kayıt olarak tanımlandı. Yumurtaların yoğun otların altında gizlenmiş olması, akbabaların yuvayı büyük olasılıkla koku yoluyla bulduğunu düşündürdü.

Böylece pitonların yaşam döngüsünün farklı aşamalarında karşılaştığı tehlikeler daha net ortaya çıktı. Yumurtalar akbabalar ve vaşaklar, yavrular ise diğer yılanlar ve timsahlar tarafından avlanabiliyor. Yetişkin pitonlar da bazı memeli hayvanların saldırısına uğrayabiliyor.

Yerli hayvanlar istilacı türlere karşı uyum sağlayabilir mi?

Ekolojide, yerli canlı topluluklarının istilacı türlere karşı gösterdiği doğal direnç, “biyotik direnç” olarak adlandırılıyor. Florida’daki gözlemler, bölgenin yerli hayvanlarının daha önce karşılaşmadıkları bir avcıya karşı farklı tepkiler geliştirebildiğini gösteriyor.

Ancak bu gelişmeleri piton istilasının sona erdiği şeklinde yorumlamak için henüz erken.

Çünkü belgelenen saldırıların önemli bir bölümü yumurtalara ve genç pitonlara yönelik. Yaklaşık 4,5-5,5 metre uzunluğuna ulaşabilen üreme çağındaki dişi pitonlar ise doğal düşmanlardan büyük ölçüde korunmaya devam ediyor. Yetişkin bireyleri öldürebilen timsahlar ve bazı memeliler bulunsa da bu olayların ne kadar sık yaşandığı bilinmiyor.

Üstelik pitonların üreme kapasitesi yüksek. 2026 sezonunda, Kasım 2025 ile Nisan 2026 arasında yürütülen çalışmalarda, Florida’nın güneybatısındaki yaklaşık 518 kilometrekarelik araştırma alanından 177 piton çıkarıldı. Bu yılanların toplam ağırlığı yaklaşık 3,7 tondu. Ekip ayrıca 4 bin 100 yumurta topladı.

Yakalanan en büyük dişi yaklaşık 5,2 metre uzunluğunda ve 69 kilogram ağırlığındaydı. Dişilerin ortalama ağırlığı yaklaşık 43 kilogramdı ve her birinin ortalama 70 yumurta taşıdığı bildirildi. Yakalanan dişilerin yaklaşık dörtte birinin midesinde ak kuyruklu geyik kalıntıları bulundu.

2013’ten bu yana aynı kuruluşun çalışmalarıyla yaklaşık 1.750 pitonun ve toplam 24 tondan fazla yılanın bölgeden çıkarıldığı bildirildi. Araştırmacılar, bu müdahalelerin yerel ölçekte pitonların üremesini baskıladığını düşünüyor. Ancak çalışma alanı, yaklaşık 20 bin kilometrekarelik Everglades bölgesinin yalnızca küçük bir bölümünü kapsıyor.

Pitonlar ayrıca çevresel koşullara uyum sağlayabiliyor. Ocak 2010’da Güney Florida’yı etkileyen soğuk hava dalgasında, radyo vericileriyle takip edilen 10 pitondan dokuzu öldü. Bölge genelinde yapılan araştırmalarda da yüzde 40 ila 90 arasında kayıplar kaydedildi.

Daha sonra yapılan genetik incelemeler, soğuk hava öncesi ve sonrasında örneklenen pitonların DNA’larında doğal seçilimle ilişkili olabilecek farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu. Bu sonuçlar, soğuğa daha dayanıklı bireylerin hayatta kalmış olabileceğine işaret ediyor.

Yani Florida’daki yerli hayvanlar yeni avcıya karşı uyum sağlamaya çalışırken Burma pitonları da değişen koşullara uyum gösterebiliyor.

Avustralya’daki zehirli kurbağa örneği umut veriyor

Florida’daki gelişmeleri anlamak için Avustralya’da yaşanan başka bir istilaya bakmak mümkün.

Haziran 1935’te, şeker kamışlarına zarar veren böceklerle mücadele amacıyla Hawaii’den Queensland’a 102 zehirli kamış kurbağası getirildi. Kurbağaların böcek sorununu çözmesi bekleniyordu ancak bu plan işe yaramadı. Bunun yerine kurbağalar yayılarak ülkenin farklı bölgelerine ulaştı.

İstilacı kurbağalar, kendilerini avlayan yerli hayvanları zehirleyebiliyordu. Özellikle bazı yırtıcı sürüngenlerin popülasyonlarında ciddi düşüşler görüldü.

Ancak zamanla Avustralya’nın yerli canlıları da karşılık vermeye başladı. Araştırmacılar, 2014’te Kimberley bölgesindeki bir dere çevresinde her sabah göğüs kısmı kesilmiş, kalp ve karaciğerleri çıkarılmış kurbağalar buldu. Kamera kayıtları ve ısırık izleri, bu hayvanların yerli bir su faresi tarafından avlandığını gösterdi.

Su farelerinin, kurbağaların zehirli iç organlarından kaçınarak onları tükettiği belirlendi. Araştırmacıların 15 günde yakaladığı 1.800’den fazla kurbağanın yalnızca yüzde 2,5’i büyük boydaydı. Buna karşın ölü bulunan kurbağaların yaklaşık dörtte üçü büyük bireylerden oluşuyordu. Bu durum, farelerin özellikle büyük ve tehlikeli kurbağaları seçtiğini gösteriyordu.

Diğer yerli türlerde de farklı uyum biçimleri gözlendi. Bazı çaylak kuşlarının kurbağaları karınlarından açarak beslendiği, aynakların ise kurbağaları yemeden önce yıkadığı kaydedildi. Bazı yılan türleri de kurbağaları tüketebilecek şekilde davranışsal veya biyolojik değişimler gösterdi.

2004’te yayımlanan bir araştırma, zehirli kurbağaların uzun süredir bulunduğu bölgelerde yaşayan bazı yılanların ağız açıklığının daha küçük, vücutlarının ise daha uzun olabildiğini ortaya koydu. Küçük ağız, yılanların öldürücü miktarda zehir taşıyan büyük kurbağaları yutma olasılığını azaltıyordu.

Bu değişimin 23 nesilden daha kısa sürede ortaya çıkabildiği bildirildi.

Avustralya örneği, yerli türlerin istilacı canlılara karşı zamanla uyum geliştirebildiğini gösteriyor. Ancak zehirli kamış kurbağaları ülkeden silinmedi; batıya doğru yayılmayı sürdürdü.

Bu nedenle Florida için de en olası senaryo, istilanın tamamen ortadan kalkmasından çok, yerli canlıların yeni koşullara uzun vadede uyum sağlaması olabilir.

Pitonların taşıdığı parazit yerli yılanları da tehdit ediyor

Florida’daki mücadelenin önündeki en büyük sorunlardan biri ise pitonların yalnızca kendilerinin değil, beraberlerinde getirdikleri hastalık etkenlerinin de yayılabilmesi.

Asya kökenli Raillietiella orientalis adlı dil kurdu paraziti, yılanların akciğerlerinde yaşayarak kanla besleniyor. Parazit, 2012’de Florida’da yaşayan yerli bir yılanda ilk kez tespit edildi.

2020’de Ecosphere dergisinde yayımlanan araştırmada 523 yerli yılan ve 1.003 piton incelendi. Parazitin, pitonlarla aynı bölgelerde yaşayan 13 yerli yılan türüne geçtiği belirlendi.

Araştırmacılar, yerli yılanların pitonlardan daha yüksek oranda enfekte olduğunu, vücutlarında daha fazla parazit taşıdığını ve dişi parazitlerin daha büyük boyutlara ulaşabildiğini kaydetti. Parazit daha sonra Florida’daki 46 yerli yılan türünün en az 19’unda tespit edildi.

Yaklaşık 10 santimetreye ulaşabilen yetişkin parazitler, akciğerlerde iltihaplanmaya neden olabiliyor. Ağır enfeksiyonlarda yılanların beslenmeyi bırakması ve ciddi sağlık sorunları yaşaması mümkün.

2023’te bir araştırmacının elinde ölen hasta bir cüce çıngıraklı yılanda da bu parazitin bulunduğu bildirildi. Parazit, nesli tehdit altındaki doğu indigo yılanlarının ölümleriyle de ilişkilendirildi.

Bu durum, istilacı pitonları yiyen yerli yılanlar açısından da risk oluşturuyor. Çünkü bir pitonu tüketmek, parazitin başka bir yılanın vücuduna geçmesi için yeni bir fırsat yaratabilir.

Dolayısıyla Florida’nın yerli hayvanları, bir yandan istilacı yılanları avlarken diğer yandan bu yılanların taşıdığı parazitlerle karşı karşıya kalıyor.

Bilim insanları piton istilasının sona erip ermeyeceğini bilmiyor

Araştırmacılar, Florida’daki doğal yaşamın pitonlara karşı nasıl tepki verdiğine ilişkin önemli kanıtlar elde etmiş olsa da bu olayların ne sıklıkta yaşandığı henüz bilinmiyor.

Örneğin pamuk ağızlı engereğin genç pitonu yemesi, pitonun vücuduna yerleştirilen verici sayesinde fark edildi. Akbabaların piton yumurtalarını tüketmesi de araştırmacıların yuvasını takip ettiği bir yılan sayesinde kayda geçti.

Oysa pitonları bulmakta zorlanan bilim insanlarının, onları avlayan bütün hayvanları tespit etmesi çok daha güç. Bu nedenle belgelenen olaylardan hareketle yerli hayvanların kaç pitonu öldürdüğünü hesaplamak mümkün değil.

USGS araştırmacısı Mark Sanfons, genç pitonların izlenmesine devam edildiğini ve daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Bilim insanlarının temel hedefi, yerli türlerin istilacı yılan karşısındaki mücadelesinde doğal dengenin yeniden kurulmasına katkı sağlamak.

Florida’daki gelişmeler, doğanın istilacı türlere karşı tamamen çaresiz olmadığını gösteriyor. Ancak bu durum, pitonların bölgedeki etkisinin sona ereceği anlamına gelmiyor. Yılanların üremeye devam etmesi, geniş alanlara yayılması ve parazit taşıması, mücadelenin uzun yıllar sürebileceğine işaret ediyor.

Bugün Everglades’te vaşaklar piton yumurtalarını arıyor, zehirli yılanlar yavruları avlıyor, timsahlar genç pitonları yiyor ve akbabalar yuvalara yöneliyor. Avustralya’da ise yerli su fareleri, zehirli kurbağaları öldürmeden tüketmenin yollarını geliştirmiş durumda.

Bu örneklerin ortak noktası, yerli canlıların daha önce karşılaşmadıkları istilacı türlere karşı yeni davranışlar geliştirebilmesi. Ancak doğanın verdiği bu karşılık, istilacı türlerin tamamen ortadan kalkacağını garanti etmiyor. Florida’daki pitonların geleceğini belirleyecek olan da yerli hayvanların uyum yeteneğiyle yılanların üreme ve yayılma hızının nasıl bir denge kuracağı olacak.

Kaynak: Sözcü – haberin aslı
Bu haberi paylaşın
Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin sonu · 728×90 px

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Haberler