TMMOB Mimarlar Odası Hatay Şubesi yönetimi, uzun süredir beklenen Antakya koruma amaçlı imar planının çözüm üretmek yerine kaos yarattığını açıkladı.

İTİRAZ Antakya Kentsel Sit alanını kapsayan Koruma Amaçlı Revizyon İmar Planlarının (1/5000 ve 1/1000) 20 Ekim 2025 tarihinde 15 gün süre ile tekrar askıya çıkarıldığını anımsatan Hataylı mimarlar, askıya çıkarılan planlarla ilgili yaptıkları incelemenin ardından Mimarlar Odası Hatay Şubesi olarak 3 Kasım 2025 tarihinde gerekçeli itiraz dilekçesi verdiklerini belirtti.
Daha önce askıya çıkarılan planların incelenmesi ile birlikte çok sayıda eleştiri ve itirazın ortaya çıktığını anımsatan Mimarlar, itiraz metninde plan sürecindeki usul sorunları, önerilen işlevsel dönüşümlerin yaratacağı sorunlar, tanımlanan kentsel dönüşüm alanları, tutarsız mekânsal kararlar, özel proje alanları, ulaşım sistemleri ve uygulama stratejisi şeklinde başlıklarla detaylandırılarak gerekçelerini sunduklarına işaret etti.

BELİRSİZLİK Planlama konusu olan Antakya Tarihi Kent Merkezi alanının depremler sonrası tamamen boşaldığını, bir kısmının konteyner kentlerde bir kısmının da şehir dışına çıktığını belirten Mimarlar, depremden sonra 2 yıl 9 ay geçmesine rağmen hazırlanan ve askıya çıkarılan planların var olan belirsizliği gideremediği, aksine belirsizliği artırdığına vurgu yapıldı.
20 Ekim’de askıya çıkarılan planlarda çelişkili planlama kararları bulunduğuna da işaret edilen Mimarlar Odası açıklamasında, “Bir yandan İnönü Caddesi ile Asi Nehri arasındaki çoğu ayakta kalmış mevcut binaların bulunduğu bölge yeşil alana dönüştürülürken, öte yandan Köprübaşı’ndan itibaren eski Vakıf İşhanı’nın bulunduğu bölge ve devamındaki alanlar tekrar imara açılmıştır. Bununla beraber bu alanda mevcut tek yeşil ve ağaçlıklı alan olan Sosyete Parkı (Maksim Parkı) 6 katlı olarak İmara açılmıştır” denildi.

PLAN KARIŞIK Antakya’nın Batı ve Doğu Medeniyetlerinin yaratmış olduğu kentler arasında müstesna bir yere sahip olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Bu kenti özel yapan tarihi geçmişi, kent kültürü ve onun fiziksel yansıması olan tarihi kent merkezidir. Bu alan depremin ardından çok büyük yıkım görmüş mevcut kentsel dokusu büyük oranda yok olmuştur. Ayakta kalmayı bir şekilde başarabilmiş tescilli yapılarımız özgün malzeme ve izleri ile restorasyonu gerçekleştirilebilecek olmasına rağmen koruma kararlarıyla! yıkılmış neredeyse özgün niteliğe sahip bina kalmamıştır. Böylesine büyük bir kırılma yaşayan bir alanın planlanması sürecinde yaklaşımın, mevcut yaşam döngüsünü sürdüren alanlarda gerçekleştirilen plan çalışmalarından farklı olması gerekmektedir. Özellikle önerilen revizyon plan kararları içerisinde karışık ve çok faktörlü kararlar bulunmaktadır. Fakat bunların uygulama stratejileri sunulmamaktadır. Alan sakinlerinin, geleceklerine dair kararlar geliştirebilmesi açısından yeniden aynı alanda bir yaşam kurabilme sürecinde kendilerini ne beklediğini açıkça bilmesi önemlidir. Belirsizliklerin artması ne yazık ki insanların geri dönüşe dair umutlarını da yitirmesine sebep olmaktadır” ifadelerine yer verildi.
İYİLEŞTİRME Mimarlar, büyük bir afet geçirmiş, tarifi mümkün olmayan acılar yaşamış insanların olduğu Antakya’nın, bilinen/alışılan süreçlerden farklı özel bir yaklaşım üzerine olgunlaştırılan bir süreç ile değerlendirilmesi gerektiği savunarak, bu sürecin bir planlama etkinliğinden öte bir iyileşme süreci olarak değerlendirilmesi daha doğru olacağına dikkat çekildi.
