Remzi Raşa

KÜRT DAĞINDAN PARİS'E

UZUN VE YORUCU BİR YOLCULUK

 

Her zaman değinmişimdir, bizim topraklar, yani Hatay toprakları verimlidir diye. Her şeyin iyisi yetiştiği gibi insanın da iyisi yetişir.

Bu topraklardan çıkan elmas gibi pırıl pırıl bir insan Remzi Raşa'nın uzun yolculuğuna birlikte yola çıkacağız. Kırıkhan'da başlayan Paris'e uzanan bir yolculuk. Kürt Dağından başlayan, Paris'in Montmarte mezarlığında sona eren bir yolculuk.

 

DOĞUMDAN OLÜME DEK NELER OLDU?

 

Remzi Raşa 1928 yılında Kırıkhan'da doğdu. Bir Kürt ailesinin çocuğu… Remzi'nin yaşamı da sıkıntılı başladı. Sorunlu birkaç aylık evlilikten doğan Remzi Raşa birkaç saat cami avlusunda ağladı. Dünyanın en iyisi olan, bir hizmetkar, yüreği şefkatle dolu Hac Güle onun sesini duydu ve onu cami avlusundan alıp annesi Feride'nin kucağına getiriverdi.

Bunun bir nedeni vardı. Feride Hanım ikinci eşi Hüseyin Reşa ile yaptığı evlilikten hoşnut değildi. Hüseyin Raşa da Şam'a milletvekili olarak gidince evlilik tümüyle çıkmaza girdi. Feride Hanım ilk önce çocuğunu cami avlusuna bıraktı ancak sonra kucakladı. Remzi için yaşam zor başlamıştı. Okul çağına gelince Azez kasabasına ilkokula verildi. Azez'de tutulan bir evde Remzi, Abidin, Sait ve Ömer kalıyorlardı. Hac Güle onlara bakmak için birlikte gönderildi. Remzi bir süre burada okuduktan sonra ilkokulu Kırıkhan'da bitirdi. Kırıkhan'da iken bir tanıdıklarının evinde kaldı. Evin delikanlısı resim yapıyordu. Remzi etkilendi ve 9 yaşında resim yapmaya başladı. Bu tutku yaşamının sonuna ek sürdü. 10 yaşına dek babasıyla bir yakınlaşması olmadı. Bu arada annesi üçüncü evliliğini Haydar Karataş ile yaptı. Haydar Karataş ta Reşa sülalesindendi, ancak farklı bir soyadı almıştı. Bu evlilikten Turgut (1938) ve Uğur (1940) adlı iki oğlu oldu. Daha önceki üç çocuk küçükken öldüler.

Remzi ortaokulu Antakya Erkek Lisesinde bitirdi. Ortaokulda Kasım Yücel ve Süleyman Okay ile okuduğu bilinir (1). Remzi liseyi 1947 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi lise bölümünde tamamladı. Daha sonra akademiye devam etti. Tarlabaşı'nda küçük bir evde okul arkadaşı Antakyalı Naim Fakioğlu ile birlikte kaldı. Ayhan Işık sınıf arkadaşıdır. Akademide ilk yıl Seyfi Toroy, sonraki iki yıl Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesine girdi.

Akademiyi bitirdikten sonra 1953 yılında Fransa'ya gitti. İşte bu gidiş 62 yıl sürecek bir yaşamın kapısını açtı. 62 yıl içerisinde 1956, 2009, 2010, 2012 yıllarında Türkiye'ye geldi.

Paris'te ressamlık yapmaya başlayan Remzi bir süre sonra ünlendi. Alezya mahallesi Rouet Çıkmazında bir atelye açtı. En iyi tabloları burada yaptı.

Talens Akademisinde dersler verdi.

Öğretmen Vivianne ile evlendi. Bu evlilikten Jülyet Feride adında bir kızları oldu.

Remzi Raşa 1983'te Paris'te kurulan Kürt Enstitüsünün kurucuları arasında yer aldı.

Remzi Raşa 23 Temmuz 2015 günü yaşama gözlerini yumdu. 31 Temmuz 2015 günü Montmartre mezarlığında toprağa verildi.

O şimdi komşusu Stendhal'ın yanı başında sonsuz uykusunda…

 

UĞUR RAŞA'NIN EVİNDE

 

Uğur Raşa bacağını kırmış, alçıya almışlar. Yürüteç desteğiyle hareket ediyor. Uğur Raşa, Remzi'nin kardeşi. Beni konuk ettiği geniş salonun duvarlarında siyah beyaz, renkli 50 kadar fotoğraf ve tablo duvarları, vitrinleri süslüyor. Birkaç resim çektim. Kahvelerimizi yudumlarken uzun bir söyleşiye başladık.

Uğur Raşa'nın evine iki kez gittim. Bu görüşmelerden not aldıklarımı özetledim:

Ben 5 Ocak 1940 doğumluyum. Kırıkhan'da okuduktan sonra İstanbul Saint Benoit Lisesinden mezun oldum. Bu lisede yatılı okudum. Daha sonra İ.Ü. Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdim.

Şeyhan aşiretindeniz. Aynı zamanda bize Ocakzade denir. Gümit köyü aşiretin payitahtı. Çoğunluğu Kürt Dağında yaşar. Bir bölümümüz dışarıda (Suriye'de Afrin'de) kaldı.

Kışın Gümit'e giderdik. Yazın da Yalangoz köyüne. Yalangoz'da 3,5 saat uyu yeter sana. Oksijen bol.

 

Gümit Köyü. Sınırda yapılan tampon bölge içinde kalan köyden bugün birkaç harabe kalmıştır. Tepedeki ev Osman Dede'nin evidir.

 

Ailenin o zamanlar 35-40.000 dönüm arazisi vardı. Bunun 30-35.000 dönümü Türkiye'de kaldı. 10.000 dönüm kadarı Suriye'de kaldı. Hem Osmanlı, hem TC tapusu var. Hala Afrin'de kayıtlarımız var. Hatay'ın Kurtuluşunda en büyük katkıyı sağlayan bizimkilerdi. Plebisit sırasında aşiret destek verdi. Şükrü Kanatlı, Reşit amcamın yakın dostudur. Kanatlı Reşit amcama bir filinta hediye etmiştir. Hala duruyor.

Aşiretin geliş yeri Urfa Ceylanpınar.

Aşiret İslahiye Sulumağara'dan, Afrin'e Halep yakınlarına kadar yayılmış durumda.

Ben, Remzi ile anadan kardeşiz. Annem Feride 16 yaşındayken Şıh Ömer Ağa ile evlendiriliyor. Ondan Ömer Fevzi (1924) doğuyor. Ömer ağa ölünce Feride annem Hüseyin Avni Reşa ile evleniyor. Ancak bu evliliği istemiyor. 1928 yılında Remzi abim doğuyor. Annem önceleri çocuğu istememiş. Önce camiye bırakmış. Hac Güle gidip almış. Annem Hüseyin Avni ile fazla kalmadı. Babam Haydar Karataş ile evlendi. Aslında o da Reşa. Ama Karataş soyadını almış. Turgut abim 1938'de, ben 5-1-1940 tarihinde doğdum. Ölen kızkardeşlerimiz fazla yaşamadılar.

Hatay'ın kurtuluşunda bizim köy Suriye sınırında kaldı. Reşit amcam Şükrü Kanatlı ile görüştü. Bizim bu kadar zahmetimizin ikramiyesi bu mu oldu dedi. Bunun üzerine sınırı 50-100 m. kaydırarak köy Türkiye sınırları içinde kaldı. Daha sonraları ilk dağıtılan köy bizim Gümit köyü oldu. 1955-56'larda çökertilen. Sınırda birtakım olaylar oldu. Bunun üzerine tampon bölge oluşturuldu. Tampon bölgeye yol yaptılar. Köy böylece tampon bölge içinde kaldığından yok oldu. Pınarbaşı diye bir köy oluşturuldu. Ömer abim falan bizleri oraya yerleştirdi. Şimdiki adı Demirkonak.

Köyde bir adalet anlayışı vardı. Bir olay olduğunda mahkeme kurulurdu. Birkaç saat içinde mesele halledilirdi. Çinliler der ki; "Prens iyiyse kanuna gerek yoktur"

 

Duvarda bir tablo ilgimi çekti. Bir dağ görünümü. Bazı kayalar pembe ile boyanmış. Ne olduğunu sordum.

Bu taş baskı bir resim. Taş baskı yapan atelyeler var. Remzi abimle 2-3 ay çalışmışlar. Deneme yapa yapa istenilen rengi ve kaliteyi elde edince "oldu" dendi. Abimin kontrolunda taş baskıya işleniyor. 5-6 deneme, gerisi 100 adede tamamlanınca taş baskı kalıbı parçalanıyor. Her kopyaya bir numara verilir.

 

 

Resme yakından bakıyorum. Üzerinde bir numara var, 10/100 ve 76 rakamı yazıyor. 10. kopya ve 1976 tarihli olduğu kanısına varıyoruz. Bir de resmin alt boşluğunda Remzi'nin el yazısıyla yazılmış bir not:

Sevgili kardeşim Uğur

İki kardeşin aynı nedenle sevmesi beni çok sevindirdi.

Yaşasın Kürt dağı.

                                    Remzi

 

Uğur Raşa açıklamasını yapıyor:

 

Bizim Gümit köyünden Kürt dağının görünüşü. Fransa'da Dom (La Drome) diye bir dağa bakarak yapmış. O dağdan yararlanarak resmi yaptı. Bunu özel konuşmalarımızda anlattı. Güneşin kızıllığı oraya yansımıştır. Kayadan yansımalar pembe görünüyor. Gümit köyü dipte. Aşağıdan bakınca Kürt Dağı aynen böyle görünürdü.

 

Bir öğle yemeği arasından sonra Uğur Raşa albümleri çıkardı. Fotoğraflara bakarak anlattıklarını not aldım. Hatay Kurtuluşu ile ilgili fotoğrafları bir başka görüşmede gözden geçirme kararı aldık. Remzi'ye ait bazı tablo katalogları ve vitrindeki kopyaların üzerinde konuştu:

 

 

Remzi'nin annesi Feride (eşarplı). Halep'te çekilmiş bir fotoğraf. Solda Halil Cafer, en sağda Madam Arşaloz ve üstte kızı.

 

Annem sosyal demokrat bir kadındı. O yıllarda yüklüğün alt kısımları zahire doldurulurdu. Annem kışın ağzında her eve girer çıkardı. Perdeyi kaldırır bakar, neyi eksikse tamamlanacak derdi. Doktora ihtiyacı olana doktor getirtirdi. Başı ağrıyan ona gelirdi. Jip gönderir doktor getirtirdi. Senede bir ay Haleb'e gider, ilaç, kinin dolusu bir bavulla dönerdi. Kamışla koca koca adamları döverdi. Kimse ona kızmazdı. Anamız derlerdi. Ölümünün 2. yılında köyde anma yapıldı. Köylüler aslında bizim de anamız öldü dediler.

Remzi'nin Fransa'ya gidişi 1953 yılında oldu. Karaköy Rıhtımından Marsilya'ya uğurladık. Birkaç kez gelmesinin dışında yaşamının geri kalanı Fransa'da geçti.

Doğuştan ressamdı. Leopold Levy ile çalıştı.

Remzi Paris'te diğer Kürt aydınlarından biraz uzak duruyordu. 1966'da gittiğimde Kamuran Bedirhan'ı ziyaret ettik. Celadet'in küçüğüdür. Ben ısrar ettim birlikte gittik. Kamuran Bedirhan'ın karısı Madam Dosso bize Anadolu usulü kahve yaptı. Yaşar Kemal ile arasını buldum. Remzi abim Nazım Hikmet ile görüşürdü. Remzi Fransız Komünist Partisine üye olmuştu.

Kaçakların Paris'e gidince ilk sığındıkları yer Remzi Raşa'dır. Yılmaz Güney, Mehdi Zana gibi.

1966'da Remzi abim atelyede yatardı. Ben de o günlerde gittiğimde atölyede yattım. Atölyesi Alezya'dadır. Evi de Alezya'da. Orada Kastamonulu ressam Müzehher ve ressam Atilla Bayraktar ile tanıştım.

 

 

Ben Remzi abimin yanına birkaç kez gittim. 1966, 1976, 1984, 2007. 2007'de Montparnasse'de sergisi vardı. Sergiye gittik.

Remzi abim 1956'da İstanbul'a geldi. Emek Sinemasının karşısında bir galeride sergisi açıldı. 2012 yılında Kağıthane'de Anadolu Kültürleri Derneği tarafından düzenlenen sergiye Remzi abim geldi. Buradan Diyarbakır'a gittik, aynı sergi orada yapıldı.

Remzi'nin karısı Vivianne dil öğretmenidir. Kızı Jülyet'in Feride adı da nüfusta var. Ancak Jülyet'i kullanıyorlar. Jülyet balerindir.

Annem 12 Mayıs 1965'te İstanbul'da öldü. Kırıkhan'a götürdük. Daha sonra eski mezarlıktan yeni mezarlığa naklettik.

Remzi için Montparnasse mezarlığında yer bulunamadığından Montmartre mezarlığına gömüldü. Mezar komşusu Stendhal'dir.

 

 

Kırıkhan'da Orta Değirmen.

 

 

Kırıkhan Kurtuluş İlkokulu (1923'te açılan Cizvit Okulu). Remzi bu tabloyu resme başladığı yıllarda yapmıştır.

 

 

 

 

 

 

Remzi Raşa'nın Türkiye'de bilinen sergileri şöyle:

1947'de Kırıkhan ve Antakya Halkevinde

1948'de Şişli Halkevinde

1950'de Kırıkhan'da

1956'da İstanbul'da

2010'da İstanbul'da karma sergide

8 Şubat-15 Mart 2012'de İstanbul Santralistanbul'da (1946-2006 adıyla)

7 Nisan-6 Mayıs 2012 de Amed Sanat Galerisinde Diyarbakır'da (Yalnızlığı Seçmek adıyla)

Ayrıca 1947-1953 arasında 10'lar gurubuyla her yıl bir sergi açtı. 1962'de TİP tarafından düzenlenen sergiye bir tablo gönderdi. 1966'da Ankara Dostlar Galerisinde birkaç resmi yer aldı.

 

REMZİ:

Hayat Renk Işık

Kitabından Kırpıntılar

 

Remzi Raşa hakkında tek kitap M. Şehmus Güzel tarafından yazıldı. Bu önemli kitaba değinmeden geçmek olmaz.

 

(Karşımızda iki resim var. Biri natürmort, öbürü peyzaj. Tablolar söyleşi yaptığımız atölyede karşımızda ikimiz birlikte bakıyoruz.) Remzi: İlk tabloyu yaptığımda 18 yaşımdaydım. 1946'da. İşte bu portakal sepeti resmi o tarihten geliyor. Öbür tablodaki ise Kırıkhan kasabasının bir sokağının resmidir. Hatta sağda iki katlı küçük bir ev vardı, Orman Dairesiydi o zamanlar. Resimdeki sokağı çok çok iyi tanıyordum, şimdi de çok çok iyi anımsıyorum. Tablodaki odur işte. Bu resmi Kırıkhan'da Gençlik Kahvesinde çizmiştim. Soldaki ev komşumuzun evidir. Bu resimlerden birini satmıştım. Ama sonra geri aldım. Onu bırakmış olsaydım yani kalbimin bir parçasını bırakmış olacaktım çünkü.

 

Remzi'nin delikanlıyken yaptığı Kırıkhan'da bir sokak resmi. Sağda eski Orman Dairesi.

 

İlk önce doğa resimleri çizerek başladım.

İlk resim hocasına Antakya Lisesinde rastladım. Resim hocamız Antakyalı ve Akademi'de okumuş biriydi. Ve beni çok tutuyordu.

(Burada adı verilmeyen resim öğretmeni Sabahattin Yalkın'dan aldığım bilgiye göre Ekrem Altunay'dır. Antakya Lisesinde bazı tabloları bulunmaktadır. ASO.)

Hataylı bir arkadaşım vardı. Vedii Cezayirli. Arkadaş sonra çok iyi bir tiyatro aktörü oldu. (2)

Vedii Cezayirli'den başka bir arkadaşım daha vardı. Yine Antakya'dan, adı Cemil (Sökmen). Ve Ankara Devlet Konservatuarı Opera Bölümüne girdi. (3)

Bir de daha önce sözünü ettiğim ve benim gibi resime meraklı bir arkadaşım daha vardı: Naim Fakioğlu (3). O Arap kökenliydi. Kendisi daha sonra Suriye Cumhuriyeti yurttaşlığını tercih etti. (Suriye'de) önemli görevler üstlendi. Paris'te Suriye üzerine büyük bir serginin sorumlusuydu. Yanılmıyorsam 1970'lerdeydi.

İlk aylar hiç kolay olmadı Paris'te. Geçinmek için bin türlü ufak tefek işlerde çalıştım. Duvar boyacılığından tut ta raf yapmaya ve buna benzer işlerde.

Yanılmıyorsam 1958'de ilk kez bir çift benden 150 frank verip bir tablo aldı. Bu çift daha sonra neredeyse her ay bir tablo satın aldı.

Ah! Ah! Drome'a defalarca gittik ve her seferinde uzunca kaldık. Orada paletim değişti. Diğer resimlerime nazaran açık renkler vardı. O dağ manzaraları ayrı bir konu: Başlı başına bir serüven. İşte orada açık renkler akın ettiler paletime: Maviler, pembeler.

(Buradaki anlatıma göre Remzi Raşa Paris'in 700 km. güneyinde Drome dağlarına bakarak Kürt Dağını çizmiştir.)

 

KIRPINTILAR bu kadar. Remzi'nin resim sanatı ve ayrıntılar için M. Şehmus Güzel hocamızın kitabını okumak yararlı olacaktır.

 

 

Remzi Raşa, M. Şehmus Güzel ve Adil Okay, Paris'te Remzi'nin atölyesinde.

 

NOTLAR:

1) Kasım Yücel Remzi ile arkadaşlığını şöyle ifade etti: “Remzi REŞŞO benim ortaokul sınıf arkadaşımdır.”

2) 1928 yılında Antakya'da doğdu. 1948 yılında Ankara Devlet Konservatuarını bitirdi. Devlet tiyatrosunda uzun yıllar çalıştı. 1957'de Adana Şehir Tiyatrosunu kurdu. 5 yıl boyunca müdürlüğünü yaptı. Uzun yıllar tiyatro yönetmenliği ve aktörlüğü yaptı. Ankara'da Cezayirli Film şirketini kurdu. Bu şirkette sinema yönetmenliği, oyunculuk yaptı. 2 Mayıs 1999'da Ankara'da öldü.

3) Cemil Sökmen 1932 yılında Gine Conakry kasabasında doğdu. Konservatuar mezunu opera sanatçısıdır.

4) Naim Fakioğlu ile ilgili bilgiyi Antakya Lisesinde Tarih öğretmenliği yapmış olan Kamil Gülçat'tan almıştım. "Naim'e küçücük bir fotoğraf verdim. 2-3 çizgi çizdi. Oğlumu çizdi. Naim imzalı resim… Beethoven resmi… 14 yaşında yapmış. Çok kabiliyetli. İstanbul akademiden mezun oldu. Kıskanmışlar. Ankara’ya gideyim demiş. Beyrut’a gitti. Çok tutunmuş. Hoca olmuş. Öldüğünü duydum."

 

Naim Fakioğlu'na değinen bir yazı var mı bilmiyorum. Anılması gereken bir ressam olduğunu düşünüyorum.

 

 

Ankara'da evinde ziyaret ettiğim Kamil Gülçat'ın yanıbaşında Naim Fakioğlu'nun yaptığı Beethoven tablosu görülüyor.

 

Top