TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, 1211 sayılı 'Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu' gereğince Merkez Bankası'nın faaliyetleri dinlemek üzere AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta usul üzerine söz istedi. Usta, Plan ve Bütçe Komisyonu’nun sermaye piyasasındaki işlemlere ilişkin başlatılan soruşturma nedeniyle toplanması gerektiğini ve ilgili kurumların komisyona gelerek milletvekillerini bilgilendirmesi gerektiğini ifade etti. Usta, "Sermaye Piyasası Kanunu'nun 129'uncu maddesini açarsak orada SPK'nin yılda en az 1 defa TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna bilgi vereceği açık bir şekilde ifade edilmektedir. ‘Bilgi verir' diyor 'verebilir' falan da değil. Burada bir sınırlama da yok yani birden fazla da olabilir, bilgi verme yükümlülüğü var. Aynı husus BDDK'nin kanununda da var. BDDK tarafından hazırlanan bir bilgilendirme raporunun komisyon üyelerine dağıtılmasıyla yerine getiriyorsunuz ama bu olmaz. Kanunun bu hükümleri uygulanmıyor" ifadelerini kullandı.
Komisyon Başkanı Muş ise kurumların komisyona yazılı raporlar sunduğunu ve söz konusu fiziki dinleme meselesini değerlendireceğini söyledi.
'TÜM ARAÇLARIMIZI KULLANMAYA DEVAM EDECEĞİZ'
TCMB Başkanı Fatih Karahan, milletvekillerine sunum yaptı. Karahan, yıl içinde yaşanan jeopolitik belirsizlikler nedeniyle dezenflasyon sürecinin ivme kaybetmekle birlikte sürdüğünü belirterek, "Sıkı para politikası duruşumuz sayesinde iç talepteki yavaşlama belirginleşti. Para politikasının doğrudan etkilediği kalemlerde enflasyondaki yavaşlama daha net gözlenmekte. Bununla birlikte arz yönlü şokların etkisiyle bu iyileşmenin manşet enflasyona yansımaları sınırlı kaldı. Savaşın etkilerinin belirginleştiği mart-haziran döneminde enflasyonun ana eğiliminde yükseliş olmuştu. Ancak, temmuz ayından itibaren ana eğilimde yeniden gerileme gördük. Şokların etkisi hafifledikçe, sıkı para politikası duruşumuzun katkısıyla, dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazanacağını öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyonun seyri açısından önemini koruyacaktır. Bu çerçevede fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda tüm araçlarımızı kararlıkla kullanmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
'KÜRESEL BÜYÜMENİN İVME KAYBETBESİ BEKLENİYOR'
Karahan, ABD-İran savaşı nedeniyle enerji fiyatlarındaki yüksek seyrin sürdüğünü ve savaş nedeniyle küresel arz zincirinde aksamalar, navlun maliyetlerinde artış, tedarik zincirinde aksamaların meydana geldiğini kaydederek, "Küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar devam ediyor. Küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’na alternatif olan ticaret yollarındaki risklerin de son dönemde arttığını görüyoruz. Bu durum, ticaret rotalarının uzaması ve sigorta maliyetlerindeki artışlara bağlı olarak navlun maliyetlerinin keskin bir şekilde yükselmesine neden oldu. Bu çerçevede, enerji fiyatları üzerindeki yukarı yönlü risklerin sürdüğünü değerlendiriyoruz. Daha genel baktığımızda gerek enerji gerekse enerji dışı emtia fiyatları savaş öncesine kıyasla yüksek düzeylerini koruyor. Enerji dışı tarafta El Nino iklim olayı son dönemde tarımsal emtia fiyatlarını olumsuz etkilerken, değerli metal fiyatları ise dalgalı bir seyir izliyor. Bütün bu gelişmelere bağlı olarak ithalat fiyatlarının da savaş sonrasında belirgin ölçüde arttığını gözledik. Küresel büyümenin 2026 yılında ivme kaybetmesi bekleniyor. 2027 yılında ise baz etkilerinin de katkısıyla, büyüme görünümünün bir miktar toparlanması öngörülüyor" dedi.
'GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK ORANI YÜKSEK SEVİYESİNİ KORUYOR'
Savaş nedeniyle Türkiye’nin dış ticaretinin olumsuz etkilendiğini ve yüksek seyreden enerji fiyatları nedeniyle küresel enflasyon ve enflasyon beklentilerinin yükseldiğini vurgulayan Karahan, manşet enflasyonun küresel ölçekte arttığını söyledi. Karahan, yurt içi makroekonomik gelişmeleri paylaşarak, "2026 yılının ikinci çeyreğinde kuvvetli artış gösteren sanayi üretiminin, temmuz itibarıyla üçüncü çeyrekte azaldığını, oynaklığı yüksek sektörler dışlandığında da benzer şekilde gerilediğini görüyoruz. Diğer yandan, hizmet üretiminin temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte arttığını izliyoruz. Kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamasının altındaki seyrini sürdürüyor. Nitekim yılın ikinci çeyreğinde sınırlı olarak arttıktan sonra üçüncü çeyrekte geriledi. Üçüncü çeyrekte manşet işsizlik oranının yataya yakın seyrettiğini görüyoruz. İşsizlik oranı geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında olsa da geniş tanımlı göstergeler yüksek seviyesini koruyor. Bununla birlikte, ilan başına başvurulara dair derlediğimiz veriler de yüksek seyrediyor" değerlendirmesinde bulundu.
CARİ AÇIĞIN MİLLİ GELİRE ORANI
Karahan, cari açığın ikinci çeyrekte olumsuz dış koşullara rağmen gerilediğini dile getirerek, şöyle devam etti:
"İkinci çeyrekte cari açık milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında bir seyir izledi. Jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan enerji fiyatlarının olumsuz etkisine rağmen, enerji hariç dış ticaret dengesindeki iyileşme, bu dönemde 12 aylık birikimli cari açığın sınırlı olarak gerilemesinde rol oynadı. Olumsuz dış koşullara rağmen, üçüncü çeyrekte cari açıktaki artışın daha sınırlı düzeyde olacağını tahmin ediyoruz. Söz konusu görünümde, ılımlı seyrini sürdüren dış ticaret açığı ve turizm gelirlerindeki toparlanma etkili olacak. Jeopolitik risklerin devam etmesi nedeniyle enerji fiyatları yüksek seyrini sürdürüyor. Bu ise hem artan enerji ithalatı hem de zayıflayan dış talep görünümü kanallarından dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü risk taşıyor."
'DÖVİZ KURU OYNAKLIĞINDA SINIRLI ARTIŞ YAŞANDI'
Dezenflasyon sürecinin jeopolitik gelişmeler nedeniyle yavaşladığını ancak buna rağmen yüzde 2,6 seviyesinde gerilediğini söyleyen Karahan, para politikasındaki sıkı duruşun enflasyon beklentilerindeki bozulmayı sınırlı tuttuğunu ifade etti. Karahan, "Son dönem verileri sıkı para politikasının etkisiyle enflasyon görünümün iyileştiğini ima ediyor. Bununla birlikte jeopolitik gelişmeler yukarı yönlü riskleri canlı tutuyor. Bu nedenle, dezenflasyon konusundaki kazanımlarımızın devamını sağlamak için ihtiyatlı olmaya devam edeceğiz. Bu doğrultuda, fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceğimizi vurgulamak isterim. Zira, bir kez daha altını çizmek isterim ki kalıcı fiyat istikrarının sağlanması, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşuldur" diye konuştu.
'TL MEVDUATIN PAYI YÜZDE 61’İN ÜZERİNE YÜKSELDİ'
Karahan sıkı para politika duruşu ve destekleyici makro ihtiyati araç seti ile yurt içi yerleşiklerin TL mevduat tercihinde etkili olduğunu söyleyerek, "Özellikle ikinci çeyrekten itibaren TL mevduata girişlerin hızlanması ile birlikte TL mevduatın payı yüzde 61’in üzerine yükseldi. Son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar oldu. Ancak fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi. Mevduata yönelime para birimi kompozisyonunda baktığımızda TL tercihinin mevcut TL payı ile uyumlu olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla TL payı yatırım fonları dahil ve hariç olarak yüzde 61 seviyesinde kalmaya devam ediyor" dedi.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.