Buse Güngör | CNNTurk.com Muhabiri
PKK’nın Sincar’dan çekildiği ve bölgenin kontrolünün Irak güçlerine geçtiği açıklanırken, yaklaşık 4 bin militanın Irak güvenlik güçlerine entegre edilmesi gündeme geldi. Gazeteci Güngör Yavuzaslan, gelişmenin Türkiye’nin “terörsüz bölge” stratejisi açısından önemli olduğunu belirtti. Sürecin başarısında silahlı unsurların Irak ordusunun emir komuta zincirine girip girmeyeceği belirleyici olacak. Sincar’ın ardından Mahmur’da da benzer adımların atılması bekleniyor.
Ankara’nın en kritik güvenlik başlıklarından biri olan sınır ötesinde “terörsüz bölge” stratejisinde sıcak gelişmeler yaşanıyor. Terör örgütü PKK, Sincar’dan çekildiğini ve Sincar Dağı dâhil bölgenin kontrolünün Irak güçlerine geçtiğini duyurdu. Ancak gelişmenin Ankara’yı yakından ilgilendiren önemli bir boyutu daha var. PKK’nın Sincar’daki unsurlarının silahlarıyla birlikte Irak İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edileceği ve yaklaşık 4 bin militanın devlet kadrosuna alınacağı açıklandı.
Peki, bu adım Türkiye’nin sınır güvenliği açısından ne anlama geliyor? Sincar’da gerçekten yeni bir dönem mi başlıyor? Gazeteci Güngör Yavuzaslan, gelişmenin ayrıntılarını ve Ankara’nın yaklaşımını değerlendirdi.
Video haberler
PKK Sincar’dan çekildi! 4 bin militanın geleceği ne olacak?
CHP-Yeni Parti arasında para tartışması sürüyor
Zelenski: "Üçlü görüşme konusunda mutabık kaldık"
Almanya'da korkutan gemi kazası
Macron’dan sanal medya sözleri: “Demokrasilerimize zarar veriyor”
Sincar’da 12 Yıl Sonra Kontrol Irak Ordusuna Geçti
Gazeteci Güngör Yavuzaslan, Sincar’daki gelişmenin bölgenin güvenlik yapısında önemli bir değişime işaret ettiğini belirtti. Yavuzaslan, Irak federal ordusunun Sincar merkezinde ve çevresindeki askeri noktalarda kontrolü ele aldığını, bölgenin dağlık kesimlerinde bulunan tünellerin de Irak ordusunun kontrolüne geçtiğini ifade etti.
Sincar’da özellikle 2014 sonrasında merkezi yönetimden bağımsız, fiilî bir güvenlik yapılanmasının ortaya çıktığını hatırlatan Yavuzaslan, yaklaşık 12 yıl sonra Irak merkezi yönetimine bağlı güçlerin bölgenin kontrolünü yeniden üstlendiğine dikkat çekti:
“Sincar'da bitmesi anlamına gelir. Çünkü burada Irak federal ordusuna tam bir katılım var. Bunun altını çizerek belirtelim. Özellikle merkez ve çevresinde bulunan askeri noktalar Irak federal ordusunun unsurlarının da bulunduğu birliklerin kontrolüne geçti. İşte ekranda izlediğimiz tüneller, Sincar'ın dağlık bölgesindeki tünellerde tamamen Irak federal ordusunun kontrolüne geçti. Çünkü Sincar'daki yapı güvenlik başlıklarında tamamen merkezi yönetimden bağımsız bir tavır alıyordu. 2014 sonrası oluşan defacto bir durum vardı. 12 yıl sonra Irak merkezi yönetimine bağlı Irak ordusu hem Sincar'ın merkezine hem de ekranlarda gösterdiğiniz noktalara girerek buranın fiilî kontrolünü ele aldı. Bu bir ilk. Altını çizerek belirtelim.”
PKK’nın 4 Bin Militanı Devlet Kadrosuna mı Alınacak?
Sincar’daki gelişmenin en dikkat çekici başlıklarından biri, PKK’nın uzantısı olarak tanımlanan yapılanmalara mensup yaklaşık 4 bin kişinin Irak güvenlik güçlerine katılması.
Yavuzaslan, bu unsurların Irak federal ordusuna katılımıyla bölgedeki mevcut yapılanmanın sona erdirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Ancak bu sürecin gerçek anlamda bir entegrasyon sayılabilmesi için silahlı unsurların bağımsız yapılarını koruyup korumayacağının netleşmesi gerektiğini vurguladı:
“Diğer yandan sizin de söylediğiniz gibi PKK'nın uzantısı olan yaklaşık 4 bine yakın olduğu söyleniyor. Unsurlar da Irak federal ordusuna katılarak içerideki mevcut durumlarını da sonlandırdılar. Eğer mevcut durumlarına bir şekilde devam ettirirlerse de bu da bir zırh demekti. Yani kendi yapılarını kümülatif olarak koruyup Irak ordusu içinde yer alsalar bir nevi varlıklarını devam ettirmiş olacaklardı. Burada Irak ordusuna tam bir katılım var. Bu çok önemli.”
Ankara Bu Gelişmeye Nasıl Bakıyor?
Yavuzaslan’a göre Ankara, Sincar’da Irak merkezi yönetiminin kontrolü yeniden sağlamasına olumlu yaklaşıyor. Bu sürecin, Türkiye’nin “terörsüz Türkiye” stratejisinin Irak ayağını ve sınır ötesinde “terörsüz bölge” hedefini ilgilendirdiğini belirten Yavuzaslan, gelişmenin Türkiye ile Irak arasında yürütülen güvenlik iş birliğinin sahaya yansıması olduğunu ifade etti.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun eylül ayındaki çalışmaları kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı arasında imzalanan anlaşmaya işaret eden Yavuzaslan, Irak’ın Türkiye’nin güvenlik stratejisi doğrultusunda fiilî adım atmasının önemine dikkat çekti:
“Türkiye bir anlaşma başlığında Irak'la ortaya koyduğu bir iradeyle bunu gerçekleştirdi. Bu bir ilk. Yani ilk defa Irak güvenlik başlıklarında Türkiye'nin bir stratejisine imza atıp fiilî adım attı. Bu da neyi gösterir? Irak hükümeti, Irak devleti Türkiye'nin bir stratejisini kabul etti ve onunla ilgili adım attı. Bu ilk. Yani aslında terörsüz Türkiye stratejisinin saha yansımalarını görüyoruz. Bu da terörsüz bölge olarak devam ettiğini gösterir.”
Yavuzaslan, Sincar’daki sürecin ardından Mahmur bölgesindeki terör örgütü uzantılarına yönelik de Irak hükümetinin adım atabileceğini değerlendirdi.
Sincar’dan Sonra Mahmur’da da Benzer Bir Adım mı Gelecek?
Sincar’daki gelişmenin ardından gözler, Irak’ın kuzeyindeki diğer bölgelere çevrildi. Yavuzaslan, Mahmur bölgesindeki yapılanmalara yönelik benzer bir uygulamanın gündeme gelebileceğini belirtti. Türkiye’nin Irak’taki askeri varlığına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yavuzaslan, Sincar’da kontrolün Irak merkezi yönetimine geçmesiyle Türkiye’nin Başika ve Zelikan bölgelerindeki üslerinden kademeli çekilme sürecinin bağlantılı olduğunu ifade etti.
Yavuzaslan, bu iki sürecin anlaşma çerçevesinde paralel ilerlemesinin öngörüldüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:
“New York'ta imza altına alınan anlaşma gereği Sincar'daki durumun Türkiye'nin istediği doğrultuda olmasından sonra Türkiye'de Başika ve Zelikan bölgesinde bulunan üslerde kademeli çekilme gerçekleşecek. İşte bu ikisi paralel bir şekilde gerçekleşiyor. Bu bir anlaşma gereği. Zaten Başika bölgesinde de terör tehdidi başta DEAŞ ve her türlü terör tehdidinden dolayı Türkiye konumlanmıştı.”
Üniforma Değişikliği Yeterli mi? Kritik Başlık Emir Komuta Zinciri
Sincar’daki yapılanmanın Irak ordusuna katılmasının yalnızca üniforma ve sembol değişikliğiyle sınırlı kalıp kalmayacağı ise sürecin en kritik sorularından biri. Yavuzaslan, sahadan gelen ilk bilgilerin söz konusu unsurların Irak ordusu bünyesindeki birliklere katıldığına ve yalnızca Sincar’da değil, Irak’ın kuzeyindeki farklı bölgelerde de görev yapabileceklerine işaret ettiğini aktardı.
Ancak asıl belirleyici unsurun emir komuta zinciri olacağını vurgulayan Yavuzaslan, bu kişilerin bağımsız hareket edip etmeyeceğinin ve hangi askeri komutanlığa bağlı olacaklarının yakından izlenmesi gerektiğini belirtti:
“Şimdi burada şuna bakmak lazım. Bu unsurların fiilî bu anlaşmadan sonra fiilî konumlanması. Yani üzerlerinde dediğin gibi üniformalar değişip gidip bayrak değişimi şeklinde mi olacak? Yoksa Irak ordusu içinde nasıl konumlanacak? Şimdi saha kaynaklarından bize gelen ilk bilgi Irak ordusunda birlikler şeklinde bir katılım gerçekleşti ve sadece Sincar bölgesinde değil Irak'ın kuzeyinde değişik bölgelerde Irak ordusu içinde görev yapacak. Burada asıl soru şu emir komuta. Yani bu unsurlar emir komuta zinciri içinde nereye bağlı olacak? İlk izlenimlerimiz bağımsız hareket etmeyip Irak federal ordusunun bölge komutanlığı içinde hareket edecekleri.”
Sincar’daki Yapılanma Yerel Ezidi Gençlerden Oluşuyor
Yavuzaslan, Sincar’daki yapılanmanın niteliğine ilişkin de önemli bir ayrıntıya dikkat çekti. Söz konusu unsurların Kandil’den veya Suriye’den gelen kişilerden değil, Sincar’ın yerel Ezidi Kürt gençlerinden oluştuğunu belirtti. Bölgede Ezidi toplumuna yönelik hassasiyetin yüksek olduğunu ifade eden Yavuzaslan, bu nedenle entegrasyon sürecinin Iraklı karar vericiler açısından özel bir önem taşıdığını kaydetti.
Yavuzaslan, Sincar’ın Musul vilayetine bağlı bir ilçe olduğunu hatırlatarak yerel yönetim, polis ve askeri yapıların merkezi yönetimin emir komuta zinciri içinde nasıl konumlandırılacağının da takip edilmesi gerektiğini söyledi. Yavuzaslan, anlaşma doğrultusunda Sincar’da eski amblem ve sembollerin kullanılmaması, Irak bayrağının esas alınması ve merkezi yönetimin kontrolünün güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirtti.
Irak’ta “Tek Silah, Tek Güvenlik Teşkilatı” Dönemi mi Başlıyor?
Sincar’daki gelişmenin yalnızca PKK’nın uzantısı olarak tanımlanan yapılanmalarla sınırlı olmayabileceğini belirten Yavuzaslan, Irak hükümetinin genel güvenlik politikasının ülkedeki silahlı yapıların merkezi otorite altında toplanmasına dayandığını ifade etti.
Yavuzaslan’a göre Irak yönetimi, ülkede ordudan bağımsız silahlı güçlerin varlığını sona erdirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşımın ilerleyen süreçte Haşdi Şabi ve diğer silahlı yapılanmaların durumunu da etkileyebileceğini belirten Yavuzaslan, Sincar’daki uygulamanın bu açıdan bir model oluşturabileceğini söyledi:
“Şimdi bu genel ama sadece PKK'nın uzantısı değil. Irak yeni başbakanla birlikte güvenlik politikalarını şu şekilde söylüyor. Irak'ta tek silah, tek güvenlik teşkilatı olacak. Sadece bu Sincar örneğinde değil Haşdi Şabi için de ileriki günlerde bu adımı göreceğiz. Yani Irak Başbakanı diyor ki; ordu içinde ordu olmaz. Yani bir tek Irak ordusu olacak. Şimdi Sincar bunun adımlarından bir tanesi. İşte bunun uygulamaları da bir model.”
Yavuzaslan, Sincar’daki uygulamanın başarılı olması durumunda Haşdi Şabi’nin yanı sıra Peşmerge yapılanmasının geleceğinin de tartışılabileceğini belirtti. Irak’ta tek bir ordu ve tek bir güvenlik gücü oluşturma hedefinin, Türkiye’nin terörsüz bölge stratejisiyle de kesiştiğini ifade etti.
“Kamuflaj Olmaması Lazım”: Süreç Nasıl İzlenecek?
Sincar’daki gelişmenin kalıcı bir güvenlik dönüşümüne işaret edip etmediğinin, uygulamanın sahadaki sonuçlarıyla anlaşılacağını belirten Yavuzaslan, silahlı unsurların yalnızca isim ve üniforma değiştirerek eski yapılarını sürdürmemesi gerektiğini vurguladı. Yavuzaslan, Irak hükümetinin merkezi otoriteyi ne ölçüde sağlayabileceğinin ve entegrasyon sürecini nasıl yöneteceğinin belirleyici olacağını ifade etti. Özellikle emir komuta zincirinin ve silahlı unsurların devlet içindeki konumlarının yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Haşdi Şabi bünyesindeki bazı grupların silah bırakma yönündeki açıklamalarına da değinen Yavuzaslan, bu yapıların Irak ordusuna katılımının hızlanabileceğini değerlendirdi:
“Irak hükümeti bunu ne kadar kümülatif doğru bir şekilde yönetebilecek? Yani bir kamuflaj, bir göz boyama olmaması lazım. Onun için biz de pratik uygulamaları takip edeceğiz. İşte emir komuta zinciri çok önemli. Bu entegre olan yapıların konumlandırılması çok önemli. Haşdi Şabi'nin de Irak ordusuna katılımının hızlanacağını düşünüyoruz. Bu, Irak'ın yeni başbakanının bir politikası. Şu diyor: Bir ülkede tek bir ordu olur. Tek bir güvenlik gücü olur. Irak'ta da bunu gerçekleştireceğiz. Kuzeyde de Türkiye uyguladığı politikalarla aslında Irak hükümetinin işini kolaylaştırıyor. Altını çizerek belirtelim. Şimdi biraz sonra Mahmur'u, yani Kandil'deki unsurlar da çerçeve yasa bünyesinde başvurularını başlayıp silah bırakıp başlatırsa Irak'ın kuzeyinde devlet dışı aktör olarak hareket eden unsurların tamamen pasifize edildiğini, meşru bir yapıya evrildiğini göreceğiz.”
İlgini Çekebilir
Antalya'da hortum faciası: 4 ölü
PKK Sincar’dan çekildi! 4 bin militanın geleceği ne olacak?
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.