20 binden fazla yurttaşın hayatını kaybettiği, 50 binden fazla kişinin yaralandığı, yüzbinlerce yapının da yerle bir eden 17 Ağustos Depremi’nin 27. yılında kaybettiklerimizi bir kez daha özlemle anan Türk Mühendis ve Mimar Odalar Birliği (TMMOB) Hatay İl Koordinasyon Kurulu, ülkemize, yaşamlarımıza ve ortak geleceğimize hep beraber sahip çıkılması temennisinde bulunurken, "Unutmadık. Unutturmayacağız" mesajını yineledi.
GÖZ ARDI EDİLEN RAPORLAR Başta İzmit, Yalova ve Adapazarı olmak üzere Doğu Marmara’nın tamamını etkileyen 7,4 büyüklüğündeki depremin, gerekli tedbirler alınmadığında doğal afetlerin ne büyük toplumsal felaketlere dönüşebildiğinin en acı örneği olarak tarihe geçtiğini hatırlatan Kurul açıklamasında, "Aradan geçen bunca yıla ve acı deneyime rağmen üzülerek görüyoruz ki meydana gelen depremler ve diğer doğal afetler sonucunda yaşanan can kayıpları, sosyal ve ekonomik travmalar siyasal iktidara hiçbir şey öğretmemiştir. Bilim ve meslek çevrelerince ortaya konan risk ve afet yönetimine ilişkin görüşlere, alınması gerekli önlemlere dikkat çeken açıklamalara itibar edilmemiş, yıllar süren çalışma ve raporlar göz ardı edilmiştir. Bu ihmal ve umursamazlık nedeniyle yıllar içinde yaşanan felaketlerde binlerce insanımız hayatını kaybetmiştir" denildi.
Ülke tarihinin ihmallerin tarihi haline dönüştüğünü, Büyük Marmara Depreminin ardından, 2003’te Bingöl’de, 2011'de Van’da, 2020’de Elazığ-Sivrice ve İzmir’de ve 11 ilimizi etkileyen 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş ve 20 Şubat 2023 Hatay depremlerinin ne yazık ki bu ihmalin en ağır sonuçlarını oluşturduğuna dikkat çeken Hatay Koordinasyon Kurulu yönetimi; "Marmara Depreminden almamız gereken en büyük ders, coğrafi riskler göz ardı edilerek kurulan şehirlerin, plansız-çarpık kentleşmenin ve mühendislik hizmeti almayan yapıların yurttaşlar için büyük bir tehdit olduğudur. Ancak bu ders alınmamıştır!" ifadesine yer verdi.
PLANSIZ UYGULAMA 6306 sayılı yasa kapsamında Bakanlıkça resen belirlenebilen Rezerv yapı alanı uygulamasıyla; milyonlarca yurttaşın hem yerinden edilip hem de güvencesiz konutlarda yaşamaya mahkum edildiğine işaret edilen açıklamada, "Bu açıkça keyfi ve plansız bir uygulamadır. Kar hırsıyla kentin değerli arazilerine, zeytinliklerine rezerv alan kararı çıkarılarak verilen imar izinleri, coğrafi riskler göz ardı edilerek kurulan şehirler, plansız-çarpık kentleşme ve mühendislik hizmeti almayan yapılar yurttaşlar için büyük bir tehdittir. Biliyoruz ki, devletin asli görevlerinden biri doğa kaynaklı afetlerin oluşturacağı zararları en aza indirmek olmalıdır. Bunu sağlamak, temel yaşam hakkının korunması için gereklidir. Kentlerde yapıların yer seçimlerinden başlanarak; üretilen yapıların tüm aşamalarında kamusal denetimin sağlanması gereklidir" denildi.
Depremler başta olmak üzere, afetlere karşı bütünlüklü, sağlıklı, insanca bir yaşam ve çevre için, ülkemizin yeni büyük sosyal afetler, sosyal yıkımlar yaşamaması için gereken önlemlerin ivedilikle alınmasını, yapı denetimi uygulamasını yönlendiren kararlar ve ilgili tüm mevzuatın, TMMOB ve bağlı Odalar, üniversiteler ve ilgili kesimlerin katılımıyla düzenlenmesi gerektiğini bir kez daha vurgulayan Hatay Koordinasyon Kurulu, güvenli yapılaşmanın sağlanması ve tüm bu süreçlerin sağlıklı işletilebilmesi için meslek odalarının sürece etkin katılımını sağlayacak yeni bir planlama, tasarım, üretim ve denetim süreci modelinin derhal benimsenmesini talep etti.
Açıklamanın son bölümünde "Kentsel rant için değil, depreme hazırlıklı şehirler kurabilmek için imar planları oluşturulmalı, parsel bazında yapılan imar tadilatları ile ormanlık alanlar ve su havzaları dere yataklarıyla birlikte yapılaşmaya açılmamalıdır" görüşüne yer veren Kurul yönetimi, Deprem Şurası, Ulusal Deprem Konseyi gibi oluşumların mutlaka devreye sokulmasını, büyük beklentilerle hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı gereklerinin yerine getirilerek; başta okul ve hastaneler olmak üzere, Türkiye’deki bina envanteri çıkarılmasını, mevcut yapıların da hasar görebilirlikleri ve riskleri esas alınarak gruplandırılmaları gerektiğinin altı çizildi.
BİLİMİN SESİNE KULAK VERİLSİN 6 ve 20 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay’da yaşananların, meselenin yalnızca depreme hazırlıklı olmakla sınırlı olmadığını; afet sonrasında kentin nasıl planlandığı ve yeniden inşa edildiğinin de en az afet öncesi alınacak önlemler kadar önemli olduğunu gösterdiğine dikkat çekilen açıklamada, depremlerin üzerinden üç yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen, kent genelinde devam eden yoğun inşaat ve altyapı çalışmaları nedeniyle Hatay'ın hâlâ büyük bir şantiye görünümünde olduğunu, bozulan ve kapanan yollar, trafik ve ulaşım sorunları ile süren çalışmaların kentte gündelik yaşamı güçleştirdiği ifade edildi.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.