Bu alana reklam verebilirsiniz Sol kule (geniş ekran) · 160×600 px
(326) 214 86 49
Reklam
15 Ekim 2026, Perşembe
Reklam
Vefat Edenler
Reklam
Gündem (Ulusal)

Cesaretleri unutulmadı kahramanlar anıtlaştı

Kartalkaya Yangın Faciası’nda kendi hayatlarını feda etme pahasına nice yaşamı kurtaran Alp Mercan ve Yiğit Gençbay’ın k...

Güncelleme: 4 dk okuma 0
Cesaretleri unutulmadı kahramanlar anıtlaştı

Yiğit Gençbay… Hakim anne-babanın ikinci çocuğu olarak 8 Mart 2000’de gelmişti dünyaya. İdealistti. Cerrah olmak, insanları iyileştirmek, yaşatmak istiyordu. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisiydi. Kansere çare arayışları için laboratuvarlarda çalışıyordu.

Harvard ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden davet alarak staj görmüştü. Sevilen, sempatik bir gençti. Yaşama sevinciyle doluydu. Sportmendi. Otomobil yarışlarını izlemeyi, kayak yapmayı, dalgıçlığı, yamaç paraşütüyle uçmayı, at binmeyi, futbol oynamayı severdi. Bir ağacın dalının kırılmasına, bir hayvanın incinmesine üzülürdü. İki sevimli köpeği vardı. Doğaseverdi. Ekoloji hareketine destek verirdi.

Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin içi · 640×320 px
(326) 214 86 49

(Yiğit Gençbay)

Yardımseverdi. Depremzedelerin imdadına koşan ekiplerde haftalarca gönüllü olarak çalıştı. Empati yeteneği güçlüydü ve mütevazıydı. Dünyada gezdiği yerlerin ve yediği yemeklerin fotoğraflarını sosyal medya sayfalarında paylaşmaz, gösterişten kaçınırdı. Gün gelecek, bütün gazeteler, televizyonlar ve milyonlarca sosyal medya kullanıcısı onun fotoğraflarını paylaşacaktı…

Alp Mercan… 16 Eylül 2000’de merhaba demişti dünyaya. Müfettiş bir anne ve gelirler kontrolörü bir babanın ikinci evladıydı. Bilkent Üniversitesi’ndeki eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra özel bir şirkette iş hayatına atılan başarılı bir makine mühendisiydi. Bilişim Çağını yakalayan parlak bir beyindi. Robotik alanında önemli çalışmalar yapıyordu. İngilizce, Almanca, Rusça biliyordu. Düzenli spor yapardı. Satranç oynamayı çok severdi.

Pozitif enerjisiyle etrafına ışık saçan güler yüzlü bir delikanlıydı. Tanıyan herkes onu çok sevdi. Vicdanıyla hareket eden, merhametiyle yaşayan, yardım etmeyi hayatının merkezine koyan bir insandı. Deprem mağdurlarına destek için gece gündüz çalışmıştı. Pandemi döneminde gereksinimlerinden mahrum kalan mahallesindeki insanlar için telefon mesajlaşma grubu kurmuş, ihtiyaçlarını yazanların istediklerini alıp alıp evlerine götürmüştü. Her ay maaşının önemli bir yüzdesini kız çocuklarının eğitimine destek için ÇYDD Kardelen Bursuna ayırıyordu. Ailesi bile yaptığı iyilikleri bilmiyordu. “Bir elin verdiğini diğeri görmemeli” anlayışındaydı.

Tevazu, onun doğasında vardı. Toplumsal meselelere duyarlıydı. Nerede bir can ölse oralı olurdu yüreği. Bir gün, maden faciasında yaşamını yitiren işçiler için katıldığı eylemde, rant hırsı uğruna insan hayatını hiçe sayanları ve ihmalleri protesto ederken, kayıtsız kalanlara da mesaj vererek, “Siz sanıyorsunuz ki, hep tanımadıklarınız ölecek” yazılı pankart taşımıştı. Nasıl yaşadıysa hayatının son anında da öyle davranacaktı. O pankartta yazdığı hazin gerçeğin bir simgesine dönüşecek, bir zamanlar başkalarının kederine karşı toplumu uyaran sesi sonsuzlukta yankılanacaktı.

CAN KURTARIRKEN CAN VERDİLER

Yiğit ve Alp lise yıllarından beri iyi arkadaştı. Birbirlerine kardeşlik hukuku ile bağlı iki dost, kış tatili için Kartalkaya’ya gitmişti. Alp’in ilk işini de kutlayacaklardı. Heyecanlı ve mutluydular. Grand Kartal Otel’de 6017 numaralı odaya yerleştiler. 21 Ocak 2025 gecesi binada başlayan yangını ilk fark edenlerden oldular. Alarm çalmıyordu, otel yetkilileri ikaz görevini yapmıyordu. Alp ve Yiğit ise hemen kaçmadı; önce erişebildikleri odaları tek tek dolaşarak kapıları yumrukladılar, “Uyanın, yangın var” diye uyardılar. Alevler yayılınca ve duman yoğunlaşınca dışarıya çıktılar. Birinci kattan yere atlayanlara yardım ettiler, yaralılara ilk müdahaleyi yaptılar. Otelin içinden feryatlar yükselince yardım çığlıklarına kayıtsız kalmadılar. Çaresiz insanlara kaçış yolunu göstermek için tekrar binaya girdiler. “Yapmayın, gitmeyin” diyenlere aldırış etmeden kararlılık ve süratle girdikleri otelde her yeri dolaşarak onuncu kata kadar çıktılar. Ama oradan çıkamadılar. Faciadan sonra bulunduklarında birbirlerine sarılmış haldeydiler. Kendi canlarını feda ederek birçok hayat kurtaran kahraman ikili böyle gitti sonsuzluğa. Aileleri ve sevenlerinin yüreklerinde sönmeyen ateşler bırakarak… Kahramanlıklarıyla kalplerde minnet yüklü duygular oluşturarak… Ve nice değerlerin bir pula satıldığı dünyaya insanlık dersi vererek…

“İYİLİK ATEŞTEN GÜÇLÜDÜR”

Melek oldular, yıldız oldular, şehit oldular… Ve şimdi de yeryüzünde anıtlaştılar. Kahraman ikilinin heykeli yapıldı. Eseri, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu, 42 yaşındaki Çağdaş Erçelik yarattı. Erçelik, “Heykel yaptırma fikri Haluk Örs ve Canan Örs hocalarımdan çıktı. Maliyeti Örs çifti karşıladı. Çalışmamı İstanbul Sıraselviler’deki atölyemde yaptım. Kompozit malzemeyle inşa ettim. Heykelin kompozisyonunda bir yandan alev ve duman arasında kalan çaresiz insanları, diğer yandan Yiğit ve Alp’in kahramanlıklarını vurgulamaya çalıştım.

Düşüncemizi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş’a anlattık. Mansur başkanımız etkilendi, kucakladı ve destekledi” dedi. Anıtın kaidesine “İyilik ateşten güçlüdür” ifadesi yazıldı. Ankara Gölbaşı’ndaki Bakap Parkı’na yerleştirilen heykelin açılış töreninin bu ay içinde yapılacağı öğrenildi.

(Alp Mercan)

Kaynak: Sözcü – haberin aslı
Bu haberi paylaşın
Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin sonu · 728×90 px

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Haberler