Kaynak, President.az
- Yazan, Könül Xəlilova
- Unvan, BBC Azerbaycanca
- Yayın tarihi 2 dakika önce
- Okuma süresi 6 dk
Gündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün. Haberlerimizin doğrudan telefonunuza gelmesi için tıklayın.
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev hükümeti, başörtüsü nedeniyle düzenlenen protestolar karşısında zor bir tercih ile karşı karşıya.
Geri adım atmak, yetkililerin baskıya boyun eğdiği şeklinde görülebilir; sert bir tutum ise dini özgürlüklere yönelik hoşnutsuzluğu derinleştirebilir.
Protestoların şu anda hükümet için doğrudan bir siyasi tehdit oluşturup oluşturmadığını söylemek için henüz erken.
Ancak hükümetin bu hoşnutsuzluğa nasıl yanıt vereceği, hem protestoların alacağı yönü hem de tartışmanın başörtüsü meselesiyle sınırlı kalıp kalmayacağını etkileyebilir.
- Azerbaycan'daki 'başörtüsü yasağıyla' ilgili neler biliniyor, Türkiye'de tepkiler ne oldu?
Protestolar nasıl başladı?
Azerbaycan'daki mevcut protestolar, başörtülü kız öğrenciler ve öğretmenlerin okullara alınmamasını öngören yeni giyim kuralları nedeniyle başladı.
Bakanlar Kurulu, eylül ve ekim aylarında öğrenci ve öğretmenler için "laik kıyafet düzeni" öngören değişiklikleri kabul etti.
Kurallar başörtüsünden açıkça söz etmese de, internette başörtüsü takan genç kızların okula alınmadığını gösterdiği öne sürülen çok sayıda haber ve video paylaşıldı.
- Azerbaycan'daki 'başörtüsü yasağıyla' ilgili neler biliniyor, Türkiye'de tepkiler ne oldu?
- İmamoğlu'nun savunması başladı: 'Sürecin aktörleri Türk yargısı önünde hesap verecek'
- Dünyanın en eski gemi batığı Antalya'da keşfedildi
- Halk TV'ye kayyum atandı, haber yayını durduruldu
Haberin sonu
Bakü ve Sumgayıt'tan bazı öğretmenler, başörtülerini çıkarmaları yoksa işten çıkarılacakları yönünde okul yöneticilerinden uyarı aldıkları yönünde açıklamalar yaptı.
Azerbaycan'da protesto özgürlüğüne ilişkin durum göz önüne alındığında, başörtüsü kararlarına tepki alışılmadık derecede geniş oldu.
Bakü'deki ve bölgelerdeki bazı okullarda öğrenciler, başörtülü sınıf arkadaşlarına destek vermek amacıyla derslere girmeyi reddetti.
12 Ekim'de Bakü'de öğrenciler protestolarını sürdürdü ve bazı okulların yakınlarında dersler sokakta yapıldı.
Kaynak, Facebook
İçişleri Bakanlığı 37 kişinin gözaltına alındığını açıkladı ancak aktivistler sayının 200'ü aştığını öne sürüyor.
Bakü'de kimliği belirsiz kişilerin bir okul müdürünün aracını ateşe verdiği iddia edilirken, Abşeron bölgesinde de dört araç yakıldı.
Kullanıcılar ayrıca Instagram ve TikTok'a erişimde zorluk yaşadıklarını bildirdi; bu durum, yetkililerin internet erişimini kısıtladığı yönündeki iddiaları beraberinde getirdi.
Azerbaycan'da başörtüsü nasıl yaygınlaştı?
Azerbaycan'da başörtüsünün yaygınlaşması, 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasına rastlıyor.
Sovyet yönetimi, 70 yıl boyunca dini uygulamaları baskı altında tuttu.
Bağımsızlığın ardından dinin kamusal yaşamdaki görünürlüğü arttı ve Sovyet döneminde kısıtlanan uygulamalar daha açık şekilde yeniden ortaya çıktı.
Bölgesel ve demografik farklılıklar da bulunuyor. Başörtüsü, İran sınırına yakın Masallı ve Lenkeran gibi muhafazakar güney bölgelerinde, ayrıca Bakü'nün Balahanı ve Nardaran gibi dış mahallelerinde daha yaygın.
Şii ve Sünni etkiler de dini uygulamaların şekillenmesinde rol oynuyor. İran ve Türkiye bağlantılı dini kuruluşlar da bağımsızlıktan bu yana Azerbaycan'da faaliyet gösteriyor. Azerbaycan hükümeti, dini konularda yabancı etkisi riskinden defalarca söz etti.
Birçok kadın için başörtüsü, ciddiyetle yerine getirdikleri dini bir yükümlülük.
Bazı kadınlar mevcut durumun kendilerini, eğitim ya da iş hayatı ile dini inançları arasında seçim yapmaya zorladığını söylüyor.
Azerbaycan'da kaç kişinin başörtüsü taktığını bilmiyoruz. Protestoların bu kadar büyük görünmesinin nedenlerinden biri, uygulamanın başörtüsünün daha yaygın olduğu toplulukları etkilemesi.
Hükümete yakın medya kuruluşları olayları yabancı güçlerin provokasyonuna bağlıyor.
Kaynak, Facebook
AzPost.az, Yasamal ilçesindeki bir ortaokulu ateşe verme girişiminde bulunulduğunu bildirdi.
Qafqazinfo'ya göre olay, hızlı müdahale sayesinde engellendi ve kimse yaralanmadı.
Site, "Bu olay, yabancı güçlerin yönlendirmesiyle Azerbaycan'ın laik devlet modeline saldıran provokatörlere karşı kararlı adımlar atılmasını gerekli kılıyor" ifadelerini kullandı.
Protestolar daha büyük bir harekete dönüşebilir mi?
Protestoların Aliyev'in iktidarına ciddi bir tehdit oluşturması beklenmiyor. Ancak uzun vadeli etkileri, dini özgürlükler ve devletin laiklik politikalarına yönelik hoşnutsuzluğun sürmesi olabilir.
Bu protestoları önceki siyasi eylemlerden ayıran unsurlardan biri, hoşnutsuzluğun insanların günlük yaşamlarını doğrudan etkileyen bir konuya odaklanmış olması: Kız öğrencilerin okuldan dışlanması ve bazı öğretmenlerin işlerini kaybetme korkusu.
Sosyal medyada, öğrencilerin sınıfa alınmayan öğretmenlerine sarılarak ağladığını gösteren videolar yayımlandı.
Bu tür görüntüler, tartışmayı yalnızca dini aktivistlerin meselesi olmaktan çıkararak öğrenciler ve aileleri arasında da yankı bulan bir konuya dönüştürdü.
Protestolar ayrıca dini kimlikle ilişkili konuların daha geniş toplulukları harekete geçirebildiğini de ortaya koyuyor.
Azerbaycan'da dini temelli hoşnutsuzluk, yoğun baskı altındaki laik muhalefet partilerinin, geleneksel olarak ulaşamadıkları topluluklara erişmeleri yolunu açıyor.
Sosyal medya da bu partilerle, toplulukların birbirleriyle bağlantı kurmasını kolaylaştırıyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri, Azerbaycan'daki laik muhalefet partilerinin yıllardır ağır baskı altında olduğunu ülke ile ilgili raporlarında sıklıkla gündeme getiriyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Aralık 2025'te Azerbaycan'daki "muhalefete yönelik uzun süreli baskı kampanyası" konulu bir rapor yayımladı.
Azerbaycan'da dini meselelerden kaynaklanan hoşnutsuzluk, söz konusu partilerin geleneksel olarak ulaşamadığı kesimleri harekete geçirme potansiyeli taşırken; sosyal medya da bu gruplar arasındaki iletişimi kolaylaştırıyor.
Protestolar Aliyev hükümeti için tehdit mi?
Bakü daha önce de benzer bir sorunla karşı karşıya kalmıştı.
2010-2011 döneminde hükümet, dini muhalefetin bazı liderlerini tutukladı. Bu durum, destekçilerinin yeni protestolar düzenlemesine yol açtı; onlar da daha sonra gözaltına alındı.
İslam Partisi feshedildi, lideri tutuklandı ve protestolar zamanla etkisini yitirdi.
Azerbaycanlı yetkililer daha önceki hükümet karşıtı protestolara da sert polis müdahaleleri ve çok sayıda gözaltıyla yanıt vermişti.
2003, 2011, 2019 ve 2020 yıllarında düzenlenen hükümet karşıtı protestolar kitlesel gözaltılarla kontrol altına alındı.
Uluslararası insan hakları ve ifade özgürlüğü kuruluşlarına göre, Azerbaycan'da bağımsız medya ve sivil toplum üzerindeki baskı güçlü ve önde gelen bazı aktivistler ile gazeteciler cezaevinde bulunuyor.
Kaynak, Reuters
Aliyev'in konumunu önceki protesto dönemlerinden ayıran unsurlar da var. Karabağ'daki askeri zafer, enerji gelirleri ve Türkiye ile yakın ittifak, hükümetin elindeki siyasi ve ekonomik imkanları artırdı.
Kıyafet kurallarında değişiklik talep eden öğrenciler ve veliler henüz liderleri, hükümete yönelik ortak siyasi talepleri ve örgütsel yapıları olan bir siyasi hareket değil.
Ayrıca Azerbaycan toplumunda laik devlet modelini savunan kesimler de bulunuyor.
Toplumun bir bölümü, özellikle İran ile ilişkilendirilen dini-siyasi etkinin güçlenmesinden endişe duyuyor.
Bu durum hükümete, protestoları daha geniş çaplı bir siyasi tehdit olarak sunmak için belirli bir alan sağlıyor.
Kaynak, Turan
Temel mesele, protestoların hükümet değişikliğine yol açıp açmayacağı değil.
Protstoların daha doğrudan etkisi, hükümetin ülkedeki istikrar ve kontrol imajı üzerinde yarattığı baskı. Protestoların birden fazla şehirde ortaya çıkması ve hoşnutsuzluğun sosyal medyada yayılması, yetkililerin yönetmekte zorlandığı yeni bir durum yarattı.
Dini temelli hoşnutsuzluğun daha uzun vadeli etkileri de olabilir. İnançları nedeniyle okuldan dışlandıklarını düşünen kız öğrenciler ve ailelerinin devlete bakışının değişmesi, özellikle dini topluluklar içinde yabancılaşmanın derinleşmesi muhtemel görünüyor.
Yetkililer açısından daha ciddi bir siyasi sorun, dini hoşnutsuzluğun ekonomik ya da diğer toplumsal şikayetlerle birleşmesi halinde ortaya çıkabilir.
Şu anda bunların daha geniş bir siyasi harekete dönüştüğünü gösteren açık bir işaret bulunmuyor.
Sürgünde yaşayan Azerbaycanlı gazeteci Rauf Mirkadırov, hükümetin toplumla "diyalog moduna geçmesi" gerektiğini düşünüyor.
Ona göre krizlerin yönetilebilmesi için toplum ile hükümet arasında işleyen siyasi ve toplumsal mekanizmalar bulunmalı.
Türkiye'den tepkilerin sonucu ne olabilir?
Protestoların Türkiye'de de yankı bulması, Bakü için ek bir sorun yarattı. Ancak şu ana kadar asıl baskı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinden değil; Türk toplumunun bazı kesimlerinden, İslamcı kuruluşlardan, hükümete yakın medyadan ve AKP seçmenlerinden geldi.
3 Ekim'de İstanbul'daki Azerbaycan Konsolosluğu önünde, İslamcı kuruluş Özgür-Der'in çağrısıyla bir protesto düzenlendi.
Kuruluş, yeni düzenlemelerin iptal edilmesini ve Türkiye'nin Azerbaycan üzerinde diplomatik baskı kurmasını talep etti.
Türkiye'deki bazı dini figürler ve hükümete yakın medya kuruluşları da Bakü'nün tutumunu eleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başdanışmanı Oktay Saral, başörtülü öğrencilerin okullardan dışlanmasını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve Azerbaycan'ın "bu hatayı kısa süre içinde düzelteceğini" umduğunu söyledi.
Azerbaycan-Türkiye Parlamentolar Arası İlişkiler Çalışma Grubu ise bazı Türk medya kuruluşları ve siyasi çevrelerde Azerbaycan'a yöneltilen eleştirilerden "ciddi endişe ve üzüntü duyduğunu" açıkladı.
Grup, Oktay Saral ile bazı AKP milletvekillerinin açıklamalarını "asılsız suçlamalar" olarak niteledi ve Türkiye'den Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale etmemesini ve ülkenin laik devlet yapısına saygı göstermesini istedi.
Erdoğan'ın kendi tutumu ise daha dolaylı oldu. Eylül ayında BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, okullardaki başörtüsü kısıtlamalarını "kadınların en temel haklarına yönelik bir saldırı" olarak tanımladı ve bunu "İslamofobi" ile ilişkilendirdi.
Azerbaycan'ın adını vermese de, konuşmanın kıyafet düzenlemelerindeki değişiklikten bir gün sonra yapılması bazı yorumcular tarafından Bakü'ye verilmiş bir mesaj olarak değerlendirildi.
Bununla birlikte Ankara, anlaşmazlığı tırmandırmaktan kaçındı.
Kaynak, Cumhurbaşkanlığı Anadolu via Getty Images)
Aliyev'in basın servisi, Erdoğan'ın 27 Eylül'de Aliyev ile telefonda görüştüğünü bildirdi ancak Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı internet sitesindeki açıklamaya göre okul üniforması meselesine değinilmedi.
AKP Sözcüsü Ömer Çelik de Türkiye'de Azerbaycan'ı protesto eden grupların parti veya hükümetle bağlantısı olmadığını söyledi.
Aliyev, Türkiye'nin adını vermeden, "yaşam tarzımıza müdahale etmeyin" mesajı verdi. Türkiye'yi açıkça eleştirtiği nadir görülen Azerbaycan liderinin böyle bir tutum alması, konunun Bakü açısından hassas olduğunu gösteriyor.
Türkiye faktörü, Aliyev için doğrudan bir siyasi tehditten çok ek bir baskı kaynağı niteliğinde.
Türkiye'den gelen eleştiriler, Bakü'nün dini hoşnutsuzluğun büyük ölçüde yabancı, özellikle de İran etkisi bağlamında ortaya çıktığı yönündeki geleneksel argümanını daha karmaşık hale getiriyor.
Aynı zamanda Türkiye'deki tartışmalar, Azerbaycanlı protestoculara yetkililerin kontrolü dışında kalan Türkçe bir bilgi ve sosyal medya alanı sağlıyor.
Yetkililer, yıllardır geleneksel siyasi muhalefetin protestolarını kontrol altında tutmaya alışkındı. Ancak şimdi doğrudan din, okul ve ailelerin günlük yaşamlarıyla ilgili bir hoşnutsuzlukla karşı karşıyalar.
Bu protestoların şu aşamada İlham Aliyev hükümeti için doğrudan bir tehdit oluşturduğu söylenemez. Ancak hükümetin bundan sonra atacağı adımlar, başörtüsü meselesiyle başlayan bu hoşnutsuzluğun bu çerçevede kalıp kalmayacağını belirleyebilir.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.