Almanya'da Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu'nda yapılan oylamada AfD'li Tobias Rausch 48 oyla meclis başkanı seçilerek parti tarihinde bir ilke imza attı. Almanya'da aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD), Saksonya-Anhalt eyaletinde kazandığı seçim zaferinden bir ay sonra ilk eyalet hükümetini kurmakta zorlanıyor. Eyalet parlamentosunun ilk oturumunda meclis başkanlığını elde ederek sembolik bir başarı kazanan parti, hükümet kurma hedefinde ise henüz çoğunluğu sağlayamadı.
Reuters ajansı ve Alman kamu yayın kurumu ZDF'nin haberine göre, 6 Eylül'de yapılan eyalet seçimlerinde yüzde 43,8 oy alarak 39 milletvekili çıkaran AfD, başbakan adayı Ulrich Siegmund'un hedeflediği 42 sandalyelik salt çoğunluğun üç vekil gerisinde kaldı. Seçimde oyları yarı yarıya eriyerek yüzde 17,2 seviyesine gerileyen Hristiyan Demokrat Birlik'in (CDU) lideri Başbakan Friedrich Merz, sonuçları Alman parti sisteminde "tektonik bir kayma" olarak nitelendirdi ve partisinin AfD ile işbirliği yapmayacağını yineledi. Eyalet anayasası uyarınca seçimden sonraki 30 gün içinde toplanması gereken Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu, ilk oturumunu Magdeburg'da gerçekleştirdi.
Oturum öncesinde yaklaşık 400 protestocu parlamento binası önünde toplanarak Almanya Anayasası'nı yüksek sesle okudu. Göstericiler, "Aşırı sağla işbirliğine hayır" yazılı pankart taşıdı. TOBIAS RAUSCH EYALET PARLAMENTOSUNUN BAŞINA GEÇTİ Gizli oylamada AfD'nin 35 yaşındaki adayı Tobias Rausch, 48 oy alarak Almanya tarihinde bir eyalet parlamentosunun başkanlığına seçilen ilk AfD'li siyasetçi oldu.
Seçilmek için 42 oya ihtiyaç duyan gayrimenkul girişimcisi Rausch, AfD'nin 39 vekili ile desteğini önceden açıklayan sol popülist Sahra Wagenknecht İttifakı'nın (BSW) beş milletvekilinin toplamı olan 44 oyun üzerine çıktı. Gizli oylamadaki 48 oy, diğer partilerden en az dört milletvekilinin de Rausch lehine oy kullandığını gösterdi. ZDF'in haberine göre Rausch, ilk konuşmasında tarafsızlık vurgusu yaparak "Bu görevi tek bir grubun değil, tüm Saksonya-Anhalt Eyalet Parlamentosu'nun başkanı olarak yürüteceğim" dedi.
Rausch ayrıca partilere seslenerek "Siyasi güvenlik duvarları dönemi geride kalmalıdır" çağrısı yaptı. ERKEN SEÇİM KAPIDA Parlamento başkanlığını kazanmasına rağmen AfD, henüz eyalet başbakanlığı için gerekli mutlak çoğunluğa ulaşabilmiş değil. Başbakan adayı Siegmund, salı günkü oturum öncesinde yaptığı açıklamada, başbakanlık oylamasının aralık ayında yapılmasını hedeflediğini ve bu süreyi meclis desteğini artırmak için kullanacağını belirtti.
Siegmund, ilk turda gereken çoğunluğu sağlayamaması halinde erken seçime gidilebileceğini de dile getirdi. Merkez partilerin AfD ile işbirliğini reddeden "güvenlik duvarı" çizgisi sürerken, AfD'li yöneticiler haftalardır Merz'in partisinden milletvekillerini ikna etmeye çalışıyor; ancak henüz rakiplerinden AfD'ye açık bir geçiş gerçekleşmedi. Koalisyon ortaklığını reddeden ancak işbirliğini bütünüyle dışlamayan BSW ise başbakanlık oylamasında Siegmund için çekimser kalacağını duyurdu.
BSW'nin çekimserliği, AfD'nin komşu Thüringen'dekine benzer bir azınlık hükümeti kurması ihtimalini gündeme getiriyor; fakat Siegmund daha önce küçük bir partiye bağımlı kalacağı bu seçeneği reddetmişti. AFD İKTİDARA YÜRÜYOR Almanya'da aşırı sağın yükselişi, geçtiğimiz ay düzenlenen eyalet seçimleriyle yeni bir evreye girdi. AfD, 6 Eylül 2026'da Saksonya-Anhalt'ta oyların yaklaşık yüzde 44'ünü alarak 83 sandalyeli mecliste 39 vekillik kazandı; ancak hükümet kurmak için gereken 42 sandalyelik mutlak çoğunluğun gerisinde kaldı.
Başbakan adayı Ulrich Siegmund liderliğindeki parti, İkinci Dünya Savaşı sonrasında aşırı sağın eyalet iktidarına en çok yaklaştığı tabloyu oluşturdu. AfD, 20 Eylül 2026'da ise ülkenin kuzeydoğusundaki Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinde yüzde 38,3 oy alarak sandıktan yine birinci sırada çıktı. Doğu eyaletlerindeki bu sonuçlar, Federal Başbakan Friedrich Merz ve partisi CDU açısından ağır bir kayıp olarak değerlendirildi.
Federal düzeydeki koalisyon partilerinin gerilemesi, 2029 genel seçimlerinde AfD zaferi olasılığını tartışmaya açarken Merz, meclis konuşmasında AfD'nin göç politikalarını eleştirerek partiyi "etnik temizlik" çağrısı yapmakla suçladı. Seçim başarılarının ardından partinin federal politikasında da strateji değişikliği işaretleri görülüyor. Reuters'ın ulaştığı 5 Ekim tarihli bir parti içi strateji belgesine göre AfD, kuruluş ilkeleri arasında yer alan Avrupa Birliği ve euro bölgesinden derhal ayrılma (Dexit) vaadini esnetti.
Belgede, birlikten doğrudan çıkmak yerine AB anlaşmalarının yeniden müzakere edilmesi, birliğin egemen ulusların gevşek bir ittifakına dönüştürülmesi ve göç ile mali politikalarda muafiyetler talep edilmesi öngörülüyor. Referanduma ise yalnızca bu reformların tamamen sonuçsuz kalması halinde gidilmesi planlanıyor.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.