İsveç’te yaşayan Marie Granmar ve Charles Sacilotto çifti, Stockholm takımadalarındaki evlerini devasa bir cam seranın içine yerleştirerek soğuk iklim koşullarına karşı geleneksel konut modellerinden farklı bir yaşam alanı oluşturdu.
Temelleri 1970'li yıllarda İsveçli mimar Bengt Warne tarafından atılan "Naturhus" (Doğa Evi) konseptine dayanan projede, mevcut ahşap yazlık yapı yıkılmadan etrafına 4 milimetre kalınlığında güvenlik camından oluşan şeffaf bir dış cephe monte edildi. Bu düzenleme, evin çevresinde yaklaşık 200 metrekarelik kapalı bir koruma alanı sağladı.
TARIMSAL ÜRETİME DE YATKIN
Sera yapısı, rüzgar ve yağış gibi dış etkenleri engellerken güneş ışınlarının içeri girerek hava ve yüzeyleri ısıtmasını sağlıyor. Mühendis olan Sacilotto’nun paylaştığı teknik verilere göre, dış ortam sıcaklığı –2 °C seviyesindeyken evin üst katındaki iç sıcaklık güneşlenme sayesinde 15 ila 20 °C bandına kadar çıkabiliyor.
Söz konusu mikroklima, bölgenin sert kış şartlarına rağmen tarımsal üretimi de mümkün kılıyor. Çift, cam örtünün yarattığı korunaklı alanda domates, salatalık, incir ve üzüm yetiştiriyor. Kış mevsimindeki gün ışığı yetersizliği bitkilerin gelişim hızını düşürse de uygulama hasat takvimini uzatıyor.
TAMAMEN BAĞIMSIZ DEĞİL
Sera sistemi ısıtma harcamalarında düşüş sağlasa da yapının enerji ihtiyacını tek başına karşılamıyor. Güneş ışığının yetersiz kaldığı kapalı kış günlerinde ısı pompası ve odun sobası gibi ilave ısıtma kaynakları devreye alınıyor.
Öte yandan, Sacilotto’nun evsel atıkların ve suyun geri dönüşümünü sağlamak üzere kurduğu sarnıç ve ayrıştırma mekanizmalarıyla hedeflenen tam bağımsızlık, yerel mevzuat engeline takıldı. Yerel yönetim yetkilileriyle yürütülen görüşmeler sonucunda, sıhhi ve teknik yönetmelikler gereği hanenin belediye kanalizasyon şebekesine bağlanması zorunlu tutuldu.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.