Türkiye'de son dönemde yaşanan yatırım fonu krizinin yankıları uluslararası piyasalara taşındı.
Küresel endeks sağlayıcısı MSCI, 15 Ekim'de yaptığı açıklamayla Türk hisselerine yönelik bazı endeks değişikliklerini ikinci bir duyuruya kadar durdurduğunu bildirdi.
Kuruluş, özellikle bazı küçük şirketlerle bağlantılı yatırım fonları üzerinden koordineli işlemler yapılabileceğine ilişkin endişelere dikkat çekti.
Daha da önemlisi, Haziran 2027'ye kadar yeterli ilerleme sağlanmaması halinde Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar kategorisinden daha alt bir kategoriye alınmasının değerlendirilebileceği uyarısında bulundu.
Peki MSCI kim? Bu karar neden önemli? Türkiye'deki hangi şirketleri ilgilendiriyor? Yabancı yatırımcılar Türk hisselerini satmak zorunda kalabilir mi?
Sözcü Yazarı ve Ekonomist Mahmut Aydoğmuş, gelişmenin perde arkasını değerlendirdi.
YABANCI YATIRIMCININ YOL HARİTASINI BELİRLİYOR
Aydoğmuş, MSCI'nin sıradan bir finans kuruluşu olmadığını belirterek şunları söyledi:
"MSCI, dünyanın en önemli uluslararası endeks sağlayıcılarından biri. Büyük yatırım fonları, hangi ülkeye ve hangi şirkete ne kadar yatırım yapacaklarını belirlerken bu kuruluşun hazırladığı endeksleri referans alıyor.
Örneğin Amerika'da 10 milyar dolarlık bir yatırım fonu düşünün. Bu fon, gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmak istiyorsa MSCI'nin hazırladığı endeksi takip edebiliyor.
MSCI burada doğrudan yatırım yapmıyor. Ancak hazırladığı endekslerle milyarlarca dolarlık sermayenin yönünü etkiliyor.
Dolayısıyla MSCI'nin bir ülkeyi endeksinden çıkarması veya ağırlığını azaltması, o endeksi takip eden fonların da yatırım pozisyonlarını değiştirmesine neden olabiliyor."
TÜPRAŞ, ASELSAN, TURKCELL... 72 TÜRK ŞİRKETİ ENDEKSTE
MSCI'nin Türkiye için farklı endeksleri bulunduğunu belirten Aydoğmuş, 30 Eylül 2026 tarihli resmi verilere dikkat çekti.
MSCI Turkey Index'te 11 büyük ve orta ölçekli şirket yer alırken, daha geniş kapsamlı MSCI Turkey IMI endeksinde 72 şirket bulunuyor.
Bu geniş endeks, Türkiye'deki serbest dolaşıma göre düzeltilmiş hisse senedi piyasa değerinin yaklaşık yüzde 99'unu temsil ediyor.
Endeksin en büyük şirketleri arasında Aselsan, Tüpraş, BİM, Akbank, Türk Hava Yolları, Koç Holding ve Turkcell gibi Borsa İstanbul'un önde gelen kuruluşları bulunuyor.
Aydoğmuş, endeks ağırlıklarının önemini somut bir örnekle açıkladı:
"MSCI Turkey IMI endeksinde Turkcell'in ağırlığı yüzde 3,13. Diyelim ki yabancı bir yatırım fonu bu endeksi birebir takip ediyor ve Türkiye'ye 1 milyar dolar yatırıyor.
Bu durumda yaklaşık 31,3 milyon dolarlık Turkcell hissesi bulundurması gerekiyor.
MSCI, Turkcell'in endeks ağırlığını yüzde 4'e çıkarırsa aynı fonun, diğer koşullar değişmediğinde, yaklaşık 8,7 milyon dolarlık ilave Turkcell hissesi alması gerekebilir.
Tersine ağırlık düşürülürse satış ihtiyacı ortaya çıkabilir.
Bu örnek, MSCI'nin kararlarının neden önemli olduğunu gösteriyor. Elbette bütün yabancı fonlar aynı endeksi takip etmiyor. Ancak endeksleri birebir izleyen fonların yatırım tercihleri doğrudan etkileniyor."
MSCI'NİN KARARI NE ANLAMA GELİYOR?
Aydoğmuş, alınan kararın Türk şirketlerinin tamamının endekslerden çıkarılması anlamına gelmediğini vurguladı.
"MSCI şu aşamada Türk hisselerine yönelik belirli olumlu endeks güncellemelerini dondurdu.
Serbest dolaşımla bağlantılı yabancı yatırımcıya açıklık faktöründeki artışlar, endeks hesaplamasında dikkate alınan hisse sayısındaki artışlar, MSCI Turkey IMI endeksine yeni şirket girişleri ve şirketlerin üst ölçekli endeks kategorilerine yükseltilmesi geçici olarak durduruldu.
Bu karar Borsa İstanbul'da işlemlerin durması demek değil. Mevcut endeks ağırlıklarının tamamen sabitlenmesi anlamına da gelmiyor.
Ancak Türk şirketlerinin uluslararası endekslerde daha fazla ağırlık kazanmasının önüne belirli sınırlamalar getiriliyor."
ASIL MESELE HİSSELERİN GERÇEK SAHİBİ
Aydoğmuş'a göre MSCI açıklamasının en dikkat çekici bölümü, şirketlerin gerçek ortaklık yapısına ve yatırım fonları üzerinden gerçekleştirilebilecek koordineli işlemlere ilişkin endişeler.
"Bir şirketin hisselerinin yüzde 30'unun halka açık olduğunu düşünelim.
Ancak bu hisselerin önemli bir bölümü, şirketle bağlantılı kişilerin kontrol ettiği fonlarda bulunuyorsa gerçekte serbestçe işlem görebilen hisse miktarı açıklanandan daha düşük olabilir.
İşte MSCI'nin üzerinde durduğu mesele bu.
Uluslararası yatırımcı, bir şirketin hisselerinin gerçekte kimlerin kontrolünde olduğunu ve piyasadaki fiyatın sağlıklı biçimde oluşup oluşmadığını bilmek istiyor.
Burada altını çizelim: MSCI herhangi bir şirket veya fon hakkında kesinleşmiş bir manipülasyon tespiti açıklamıyor. Ancak kurumsal yatırımcıların bu yöndeki ciddi endişelerini gündeme getiriyor."
YALNIZCA MSCI DEĞİL, DİĞER DEVLER DE UYARIYOR
Türkiye'ye ilişkin endişelerin yalnızca MSCI ile sınırlı olmadığını belirten Aydoğmuş, diğer uluslararası endeks sağlayıcılarının açıklamalarına da dikkat çekti.
"MSCI dışında FTSE Russell ve S&P Dow Jones Indices gibi dünyanın önde gelen endeks sağlayıcıları bulunuyor.
FTSE Russell, 7 Ekim'deki açıklamasında Türkiye'nin gelişmiş gelişmekte olan piyasa statüsünü korudu ve ülkemizi izleme listesine almadı.
Ancak fiili dolaşım verilerinin şeffaflığı konusunda Borsa İstanbul ve SPK ile görüşmelerin sürdüğünü de açıkladı.
S&P Dow Jones Indices da daha önce Türkiye'nin piyasa şeffaflığına ilişkin endişeleri gündeme getirmişti.
Dolayısıyla burada tek bir kuruluşun değerlendirmesinden söz etmiyoruz. Uluslararası endeks sağlayıcılarının dikkat çektiği ortak bir sorun var: Piyasa şeffaflığı ve yatırımcı güveni."
HAZİRAN 2027 KRİTİK EŞİK
MSCI'nin Türkiye'ye yönelik uyarısının en önemli bölümünün ülke sınıflandırması olduğunu belirten Aydoğmuş, olası sonuçları şöyle değerlendirdi:
"Türkiye bugün MSCI tarafından gelişmekte olan piyasa kategorisinde değerlendiriliyor.
Ancak MSCI, Haziran 2027'ye kadar yeterli ilerleme sağlanmazsa Türkiye'nin sınır piyasa veya bağımsız piyasa kategorisine alınmasına yönelik bir değerlendirme süreci başlatabileceğini söylüyor.
Böyle bir karar kesinleşirse gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmakla sınırlı bazı fonların Türk hisselerindeki pozisyonlarını azaltması veya tamamen kapatması gerekebilir.
Burada önemli bir ayrıntı var. MSCI'nin olası kararı bütün yabancı yatırımcıların Türkiye'den çıkacağı anlamına gelmez. Çünkü her fon MSCI endekslerini takip etmiyor.
Ancak özellikle pasif yatırım fonları açısından önemli bir satış baskısı riski ortaya çıkabilir."
"SORUN YALNIZCA BORSA DEĞİL, TÜRKİYE'NİN GÜVENİLİRLİĞİ"
Aydoğmuş, açıklamanın Sermaye Piyasası Kurulu açısından da önemli bir mesaj içerdiğini belirterek değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
"MSCI, Türkiye'de bazı düzenlemelerin yapıldığını kabul ediyor. Ancak bunların gerçekten uygulanıp uygulanmadığını ve sonuç verip vermediğini görmek istiyor.
Yani mesele yalnızca yeni kurallar koymak değil. Piyasada kimin hangi hisseyi kontrol ettiğinin ortaya çıkarılması, koordineli işlemlerin etkin biçimde denetlenmesi ve gerçek serbest dolaşım oranlarının güvenilir şekilde belirlenmesi.
Türkiye'de yaşanan fon krizinin ardından uluslararası kuruluşların aynı sorunlara dikkat çekmesi tesadüf olarak görülmemeli.
SPK'nın önünde önemli bir sorumluluk var. Çünkü sermaye piyasalarında güven kaybedildiğinde bunun maliyeti yalnızca küçük yatırımcıya çıkmıyor. Tüpraş, Aselsan, Turkcell gibi büyük şirketlerimizin uluslararası yatırım fonlarından aldığı pay da etkilenebiliyor.
Bugün tartıştığımız konu yalnızca 72 şirketin endeksteki geleceği değil, Türkiye sermaye piyasalarının uluslararası yatırımcı nezdindeki güvenilirliği.
Ve unutmayalım, yabancı sermaye açısından güveni kaybetmek kolay, yeniden kazanmak ise oldukça zor."
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.