Bu alana reklam verebilirsiniz Sol kule (geniş ekran) · 160×600 px
(326) 214 86 49
Reklam
08 Ekim 2026, Perşembe
Reklam
Vefat Edenler
Reklam
Gündem (Ulusal)

Bakan Gürlek: Adalet ayrımcı olmamalıdır

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Uluslararası hukuk herkes için olmalıdır. İnsan hayatının ve insan onurunun değeri, kişinin nerede doğduğuna, hangi kimliğe sahip olduğuna veya hangi siyasi gücün arkasında bulunduğuna göre değişmemelidir. Adalet ayrımcı olmamalıdır" dedi.

Güncelleme: 8 dk okuma 0
Bakan Gürlek: Adalet ayrımcı olmamalıdır

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Çırağan Sarayı'nda "Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk" temasıyla düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, dünyanın çok hızlı ve çok boyutlu bir dönüşümden geçtiğine işaret ederek, gerçek adaletin artık yalnızca ülkelerin ulusal sınırları içerisinde ele alınabilecek bir mesele olmadığını söyledi.

Savaşlar ve çatışmalar, kitlesel göç hareketleri, yapay zekanın hukuk ve toplum üzerindeki etkileri, sınır aşan siber suçlar, enerji dönüşümü, küresel ekonomik ilişkiler ile uluslararası ticaret ve yatırım ilişkilerinin hukukun ve adaletin sınırlarını sürekli yeniden şekillendirdiğini anlatan Gürlek, küreselleşen dünyanın, adalet alanında küresel işbirliğini de her geçen gün daha zorunlu hale getirdiğini belirtti.

Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin içi · 640×320 px
(326) 214 86 49

Gürlek, bu gelişmeler karşısında yalnızca yeni kurallar oluşturmanın yeterli olmadığını, mevcut kuralların nasıl uygulanacağının ve uluslararası hukuk mekanizmalarının nasıl daha etkili hale getirileceğinin de ele alınması gerektiğini dile getirerek, bu nedenle zirvenin temasını "Adaletin Geleceği: İnsanlık İçin Ortak Sorumluluk" olarak belirlediklerini, çünkü adaletin geleceğinin yalnızca hukukçuların, hakimlerin, savcıların veya siyasetçilerin değil, bütün insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.

Bugün uluslararası hukuk düzeninin karşı karşıya olduğu en önemli sınavlardan birinin, "güçlünün zayıf karşısında yaratmak istediği, yalanlarla süslenmiş hukuk tanımları" olduğunu kaydeden Gürlek, bunun en somut örneğinin Gazze'de yaşananlar olduğunu vurguladı.

Zirveye Filistin Adalet Bakanı Şerhabil El-Zaim'in de davet edildiğini ancak İsrail makamlarınca ülke dışına çıkışına izin verilmemesi nedeniyle toplantıya katılamadığını aktaran Gürlek, salondaki adalet bakanları ve katılımcıların Filistin halkının hukuk ve adalet talebine güçlü şekilde sahip çıkacağına inandığını dile getirdi.

Bakan Gürlek, uluslararası işbirliğini, hukukun üstünlüğünü ve adaletin evrenselliğini konuşmak için bir araya gelinen bir platformda, bir adalet bakanının uluslararası toplantıya katılmasının engellenmesinin son derece kaygı verici olduğunu ifade ederek, "Bu durum, Filistin halkının karşı karşıya kaldığı baskıların ve hak ihlallerinin bir başka çarpıcı örneği olarak değerlendirilmelidir. Uluslararası toplumun görevi, bu tür gelişmeler karşısında sessiz kalmak değil, hukuka, temel hak ve özgürlüklere ve halkların iradesine saygı gösterilmesini savunmaktır." dedi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın, ABD'nin vize vermemesi nedeniyle Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na katılamamasına değinen Gürlek, şöyle konuştu:

"Geçtiğimiz haftalarda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York'a gitmek isteyen Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmud Abbas'a Amerika Birleşik Devletleri tarafından vize verilmemesi de uluslararası toplumun üzerinde ciddiyetle durması gereken bir başka gelişmedir. Birleşmiş Milletler'in merkezinde gerçekleştirilen ve bütün dünyanın meselelerinin konuşulduğu bir toplantıda Filistin halkının en üst düzey temsilcisinin fiziken yer alamaması, uluslararası sistemin adalet ve eşitlik iddiasını haklı olarak tartışmaya açmaktadır. Daha da düşündürücü olan ise hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama emri çıkarılan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun aynı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılarak hitap edebilmesidir. Uluslararası hukukun inandırıcılığı bakımından ortaya çıkan bu tablo üzerinde hepimizin düşünmesi gerekir."

"Barıştan, hukuktan ve insan onurundan yana en güçlü sesi çıkarmayı sorumluluk olarak görüyoruz"

Adalet Bakanı Gürlek, Gazze'deki gelişmelerin uluslararası hukukun evrenselliği ve uluslararası toplumun adil duruşu bakımından ciddi sorular ortaya çıkardığına işaret ederek, "Türkiye olarak, dünyanın neresinde savaş varsa, evrensel hukuk değerleri çiğneniyorsa barıştan, hukuktan ve insan onurundan yana en güçlü sesi çıkarmayı köklü tarihimizin bize yüklediği bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü savaşın olduğu yerde önce hukuk ve akıl ölür." ifadelerini kullandı.

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın yıllardır devam ediyor olmasından da üzüntü duyduklarını dile getiren Gürlek, nükleer silah stoklarının artık yalnızca caydırıcılık meselesi olmaktan çıktığını ve küresel ölçekte yıkım tehdidine dönüştüğünü, insanlığın kendi eliyle böylesine büyük bir yok oluş kapasitesi üretmiş olmasının tarihi bir sorumluluk olduğunu belirtti.

Gürlek, başta küresel güçler, gelişmiş ülkeler ve tüm devletler olmak üzere silah sanayilerine ayrılan kaynakların bir bölümünün insanlığın kalkınması ve barış için kullanılması halinde dünyanın çok daha yaşanabilir hale geleceğini, evrensel hukukun tam anlamıyla işletildiği ve gelir dağılımının daha adil olduğu bir dünyada bugün konuşulan birçok sorunun ortadan kalkacağını söyledi.

Petrol, kıymetli madenler veya stratejik ekonomik değerlerin savaş ve işgal gerekçesi haline getirildiği bir dünya düzeni yerine, insan onurunun, yaşama hakkının ve evrensel hukuk değerlerinin esas alındığı bir düzenin inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Gürlek, uluslararası hukukun gerçekten herkes için aynı şekilde uygulanıp uygulanmadığının asıl mesele olduğunu belirterek, "Uluslararası hukuk, ancak güçlü veya zayıf olduğuna bakılmaksızın bütün aktörlere aynı ölçüde uygulandığında gerçek anlamda hukuk olabilir." dedi.

Bakan Gürlek, bir kuralın hukuki niteliğinin yalnızca belirli durumlarda veya belirli aktörler bakımından uygulanmasıyla değil, evrensel niteliğinin korunmasıyla ortaya çıkacağını, uluslararası toplumun bir an önce harekete geçmesi gerektiğini belirterek, ihlal iddialarının etkili şekilde soruşturulmasının, sorumluların hesap verebilirliğinin sağlanmasının, delillerin korunmasının, mağdurların haklarının gözetilmesinin, bağımsız ve tarafsız yargı mekanizmalarının desteklenmesinin önemini vurguladı.

"Adalet gerektiğinde pasaportsuz dolaşabilmelidir"

Adaletin geleceğinin yalnızca savaş ve çatışmalar üzerinden değerlendirilemeyeceğini, teknolojik dönüşümün de hukuk sistemlerinin önüne yeni sorular koyduğunu aktaran Gürlek, yapay zekanın hayatın ve çalışma biçimlerinin bütün alanlarını dönüştürdüğünü ifade etti.

Yapay zekanın hukuk hizmetlerinde kullanılması, karar alma süreçlerine etkisi, kişisel verilerin korunması, algoritmik şeffaflık, insan hakları ve insan onurunun gelecek dönemin temel hukuki meseleleri arasında yer alacağına işaret eden Gürlek, teknolojik gelişmeyle insan hakları arasında doğru dengenin kurulması gerektiğini belirterek, "Teknoloji insan hayatını kolaylaştırırken, insanın hukuk karşısındaki konumunu zayıflatmamalıdır. Yapay zekanın sunduğu imkanlardan yararlanırken insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü korumak zorundayız. Çünkü merkezine insanı yerleştirmeyen hiçbir teknolojik gelişme, adalet bakımından gerçek ve kalıcı bir değer üretemez." diye konuştu.

Gürlek, siber suçların da yalnızca ulusal makamların kendi sınırları içinde mücadele edebileceği bir alan olmaktan çıktığını belirterek, "Bizim anlayışımıza göre, insan onurunun ve adaletin korunması söz konusu olduğunda hukuki işbirliğinin önünde yapay sınırlar bulunmamalı, adalet gerektiğinde pasaportsuz dolaşabilmelidir." dedi.

Savaş suçları, soykırım, organize suç örgütleri, kara para ve uyuşturucu şebekeleri ile sosyal medya ve siber suçlarla mücadelede ortak kuralların geliştirilmesinin önemine değinen Gürlek, özellikle terör tanımlarının net ve açık şekilde ortak bir mutabakata bağlanması, bu tanımların devletlerin stratejik çıkar ve menfaat ittifaklarının baskısından kurtarılması gerektiğini söyledi.

Bakan Gürlek, bölgesel, ırksal, dinsel, mezhepsel, ideolojik ve ekonomik farklılıkların çatışma sebebi olmaktan çıkarıldığı, evrensel hukuk düzeninin insanlık onuru üzerine inşa edildiği bir dünya oluşturmanın herkesin tarihsel sorumluluğu olduğunu dile getirdi.

Zirvenin önemli başlıklarından birinin uluslararası tahkim ve İstanbul'un bu alandaki rolü olduğunu aktaran Gürlek, uluslararası ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişmesiyle uyuşmazlıkların etkin, bağımsız, şeffaf ve adil mekanizmalar aracılığıyla çözülmesinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirtti.

Tahkim mekanizmalarının bağımsızlığı, şeffaflığı, hesap verebilirliği ve tarafların adil yargılanma güvencelerine sahip olmasının uluslararası tahkime duyulan güvenin temel unsurları olduğunu aktaran Gürlek, İstanbul'un farklı hukuk ve ticaret geleneklerinin buluştuğu bir şehir ve uluslararası tahkim alanında da önemli bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu dile getirdi.

Gürlek, adaletin geleceğinin yalnızca mahkemelerin ve tahkim kurumlarının dönüşümüyle sınırlı olmadığına, hukuk mesleklerinin de büyük bir dönüşüm geçirdiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yapay zeka ve teknolojik gelişmeler, avukatlık mesleğinin çalışma biçimlerini değiştirmekte, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin önemi artmakta, hukuk eğitiminin niteliği ve hukukçuların uluslararası hareketliliği yeni boyutlar kazanmaktadır. Bu dönüşümün merkezinde meslek etiği ve hukukun temel değerleri yer almalıdır. Yapay zeka ve teknolojik dönüşüm, hukuk sistemleri için önemli fırsatlar ve kolaylıklar sunmaktadır. Ancak burada asıl odaklanmamız gereken husus, teknolojik yeniliklerin insanlığa ve adalete ne ölçüde hizmet ettiğidir. Teknoloji hukukçunun yerini almamalı, hukukçunun adaleti, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü koruma kapasitesini güçlendirmelidir. Bu minvalde yapay zeka, yargının kurucu unsurlarından biri olan avukatlık mesleğinin alternatifi olarak görülmemelidir."

Göç ve sosyal medyadaki hukuki sorunlar

Adalet Bakanı Gürlek, göçün yalnızca sınır yönetimi veya güvenlik meselesi olmadığını, konunun insan onuru, insan hakları, uluslararası dayanışma ve sorumluluk paylaşımıyla doğrudan ilgili olduğunu söyledi.

Özellikle geri göndermeme ilkesi, güvenli ülke standartları, uzun süreli yerinden edilme ve iklim kaynaklı göç gibi konuların uluslararası toplum tarafından birlikte ele alınması gerektiğini belirten Gürlek, dijital iletişim ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasının da temel hakların korunması ve hukuki sorumluluğun belirlenmesi bakımından yeni meseleleri gündeme getirdiğini ifade etti.

Gürlek, ifade özgürlüğü ile nefret söylemi ve dezenformasyon arasındaki dengenin kurulması, platformların sorumluluğu, içerik denetimi, algoritmaların şeffaflığı, kullanıcı hakları ile çocukların ve kırılgan grupların dijital ortamda korunmasının gelecek dönemin önemli hukuki tartışmaları arasında yer alacağını aktardı.

Zirvede ele alınacak farklı başlıkların ortak bir noktada birleştiğini, bunun da insan olduğunu dile getiren Gürlek, hukukun nihai amacının insanı ve onurunu korumak olduğunu, insan onurunun, temel hakların, özgürlüklerin, güvenliğin ve adalete erişimin korunamadığı durumda geliştirilen kuralların ve kurumların anlamının eksik kalacağını söyledi.

Bakan Gürlek, Türkiye'nin uluslararası hukuka yaklaşımının temelinde de bu anlayışın bulunduğunu aktararak, "Uluslararası hukuk herkes için olmalıdır. İnsan hayatının ve insan onurunun değeri, kişinin nerede doğduğuna, hangi kimliğe sahip olduğuna veya hangi siyasi gücün arkasında bulunduğuna göre değişmemelidir. Adalet ayrımcı olmamalıdır. Hukukun üstünlüğü, güçlü olanın hukukunun üstünlüğü anlamına gelmemelidir. Tam tersine, hukukun üstünlüğü, gücün üzerinde hukukun bulunduğunu gösterir." diye konuştu.

Bu anlayışla uluslararası adalet mekanizmalarının güçlendirilmesini ve uluslararası hukukun evrensel niteliğinin korunmasını desteklediklerini belirten Gürlek, insan onurunun ve temel hakların korunması, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve adaletin herkes için erişilebilir olmasının ortak sorumluluk olduğunu ifade ederek, zirvenin ülkeler ve hukuk sistemleri arasında yeni işbirliği imkanlarına katkı sağlamasını temenni etti.

Zirvenin açılışında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Hakimi Prof. Dr. Saadet Yüksel, Bangladeş Adalet Bakanı Md. Asaduzzaman, Gürcistan Adalet Bakanı Paata Salia, Mozambik Adalet, Anayasa ve Din İşleri Bakanı Mateus Saize ile Suriye Adalet Bakanı Mazhar el-Veys de birer konuşma yaptı.

Zirve, açılış konuşmalarının ardından panellerle devam etti.

Kaynak: TRT Haber – haberin aslı
Bu haberi paylaşın
Bu alana reklam verebilirsiniz Haber – metin sonu · 728×90 px

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

İlgili Haberler